Sebze meyve fiyatlarındaki artışı önlemek amacıyla hayata geçirilecek tanzim satış için Ankara Büyükşehir Belediyesince, satış noktaları kurulmaya başlandı. ( Doğukan Keskinkılıç - Anadolu Ajansı )

''Fiyat artışında komisyoncuların etkisi yok. Üretim azsa fiyat yüksektir. Üretim çoksa fiyat düşüktür. Bu iş bu kadar basittir”

 “İktidar diyor ki; ‘ucuza satacaksın’. İyi de pahalı alıyorsak nasıl ucuza satalım?” 

Erdoğan

Erdoğan: ”Yüksek sebze fiyatlarının sorumlusu komisyonculardır. Onları “faizci” olarak suçluyorum!”

Antep Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği Başkanı Hayri Sucu: ”Erdoğan’ın bu suçlamalarını kabul etmiyoruz. İktidar diyor ki; ‘ucuza satacaksın’. İyi de pahalı alıyorsak nasıl ucuza satalım?”

Hayri Sucu: ”Hükümetin, artan sebze ve meyve fiyatlarında tüm suçu komisyonculara yüklemesi anlamsız. Fiyatları komisyoncular yükseltmiyor. Komisyoncular, ürünleri cüzi kârlarla satarak ayakta durmaya çalışıyor.”

Sucu: “Hükümet aldığımız üründe yarı yarıya kar ediyormuşuz gibi bir algı yaratıyor. Bu algıyı yaratan hükümet, hale gelip baksın. Kim ne kadar mal alıyor ve ne kadara satıyor. Burada marketlerinde suçu yok. Onlarda aldıkları ürünü satamıyorlar. Market aldığı ürünü satana kadar ürünün fiyatı ilk aldığı fiyatın altına iniyor. Böyle olunca da zararına satmak zorunda kalıyor. Maliyetler çok fazla. Hiç hesaba katılmayan naylon kasaların dahi çok büyük maliyeti var. Tarımın geldiği durumu düşünmeyen iktidar, her şeyi komisyoncuların üzerine atıyor. Erdoğan’ın bize ‘faizci, hırsız’ demesini kabul etmiyoruz.”

Sucu: ”Tanzim satış noktalarında zararına satış yapılıyor. Komisyoncular tek kuruş vergi kaçırmadan iş yapıyor.”

Sucu: “Bakanlık nereden ne kadar mal aldığımızı görüyor. Stoklama yapamayız. Fiyatları daha çok ulusal marketler yükseltiyor. Bizim Antep’teki yerel marketler halden ürün aldıkları için ucuza satıyorlar. Ama ulusalların fiyatları katlanmış durumda. Geçen hafta ben Silifke’den 2.60 TL’ye 8 ton domates aldım. 2.60’a aldığım domatesi 3’e satamadım. Bu sebze, meyve satış zincirinin en perişan olanı komisyonculardır. Vatandaşın alım gücü olmadığı için piyasadaki ürün erimiyor. Piyasada ürün çok olunca da etiketler değişmiyor”

Komisyoncu Orhan Karayılan: ”Çeklerimizi ödeyemiyoruz!”

Karayılan: “Halde büyük bir kriz var. Hükümet bize boşuna yükleniyor. Erdoğan; ‘Domatesi 1 liraya alıp 5 liraya satıyorlar’ diyor. Acaba hükümetin tarladan haberi var mı? Mersin’e gidip, fiyatlara baksınlar. Mazotun litresi olmuş 6.20 kuruş. Geçen yıl 700 TL’ye Mersin’e giden araba bu sene bin 200 TL’ye gitmiyor.”

Karayılan: ”Piyasadaki pahalılığın sebebi biz değiliz. Yağışlardan, mevsimden ve iklimden dolayıdır. ‘Soğan stoklanıyor’ diyorlar. Bu mevsimde soğanı tarlada bırakabilir misin? Mecburen toplayıp depoya koyacaksın. Belediyelerde satış işine girsinler de bizim çektiğimiz rezilliği cefayı onlarda çeksinler. Biz de dükkanı kapatıp, mesleği bırakalım.”

Karayılan: ”Ben bu hafta içerisinde 12 bin lira zarar etmişim. Belediyeler de zarar etsin halimizden anlasınlar. Ama zaten onlarında arkasında hazine var. Halkın cebinden yiyorlar zaten.”

Komisyoncu Mehmet Dinçkan: ”Fiyat artışında komisyoncuların etkisi yok. Üretim azsa fiyat yüksektir. Üretim çoksa fiyat düşüktür. Bu iş bu kadar basittir”

Dinçkan: “Geçtiğimiz yıl yeşil soğan yerde kaldı. Ürünün hepsi çöpe gitti. Bu sene de çiftçi ekmeyince fiyat yükseldi. Hükümet buna bir kontrol getirmelidir. O zamanda fiyatta dalgalanma yaşanmaz. Burada en etkisiz olan komisyoncudur.”

Dinçkan: ”Tarladan aldığımız ürünü hale getirene kadar bir sürü ödeme yapıyoruz. Elbette yaptığımız ödemeyi ürünü sattığımız sıra çıkarmalıyız. Eğer haller kaldırılırsa, çiftçi daha çok mağdur olur. Çiftçi gelip fide, gübre, işçi parasını bizden faizsiz şekilde alıyor. Yarın komisyoncular kalktığında çiftçi bankaya mecbur olacak ve faizle borç alacak. Bizim karımız yüzde 10’nu aşmaz. 1 TL’ye alıp, 10 TL’ye satsaydık, dükkanda böyle boş boş oturmazdık”

Kaynak

www.evrensel.net

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: