GENEL

Beyoğlu Tarlabaşı’nın öteki yüzü!

”Suriye’den gelen Domlarla çalışıyoruz çoğu Kürtçe konuşuyor. Çoğu kimliksiz. Suriye’de zaten kimliksiz olarak yaşayanlar. Yarı göçebe olarak çadırlarda yaşıyorlardı. Orada sisteme dahil olmadıkları gibi burada da dahil olamıyorlar,”

Tarlabaşı Toplum Merkezi Koordinatörü Gökçe Baltacı anlattı…

Gökçe Baltacı: ”Yaklaşık iki senedir Tarlabaşı Toplum Merkezi- TTM’de çalışıyorum. Koç Üniversitesi’nde Sosyoloji okudum. Niyetim Suriyeli mültecilerle gönüllü olarak çalışmakdı. Önceleri gönüllü olarak çalıştım. Daha sonra profesyonel olarak çalışmaya başladım. Şimdi merkezin genel koordinatörlüğünü yapıyorum. ” 

Baltacı: ”TTM bir sivil toplum kuruluşudur. yönetim kurulu da dahil olmak üzere çalışanlar arasında herhangi bir hiyerarşi yok. Tam zamanlı olarak sadece ben çalışıyorum. Merkezin gidişatını, çocukların takibini, ev ziyaretleri gibi süreçlerin koordinasyonunu, diğer kurumlarla ortaklıkları ve fon başvurularını ben takip ediyorum. Bir arkadaşımız çocuk güvenliği konusunda başladığımız bir projede çalışmak üzere işe yeni başladı. Bir de izleme-değerlendirme konusunda çalışan bir iş arkadaşımız var.”

Gökçe Baltacı: ”TTM’de gönüllü olarak çalışan çok insan var. Her dönem yaklaşık 60-70 gönüllü ile cocuk ve kadın odaklı olarak çalışıyoruz. Çocukların çoğu okulda eğitim gördüğü için okul saatleri dışında atölyeler yapılıyor. 15.00-18.00 saatleri arasında yapılan atölyeleri sosyal bilimlerden gelen gönüllüler yürütüyor.”

Ne tür atölyeleriniz var?

Gökçe Baltacı: Atölyeleri psiko sosyal destek ve sosyal uyum atölyeleri olarak ikiye ayırıyoruz. Tarlabaşı özellikle Suriye’den 2015’lerin sonunda çok yoğun bir göç aldı. Suriyeli çocuklar burası güvenli bir alan olduğu için sürekli burada olmak istediler. Böylece sosyal uyum atölyelerine başladık. Mesela şu an erbane atölyemiz var; sanat, beden ritmi, hip-hop ve ‘çok güzel atölye’ isimli bir atölyemiz var ve her gün yapılıyor. Benim TTM’ye gelmeme sebep olan atölye de bu. Suriye’den gelen Domlarla çalışıyoruz. Onların aslında ‘Domeli’ diye bir dilleri var ama Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerden geldikleri için çoğu Kürtçe konuşuyor. Çoğu kimliksiz. Türkiye’ye gelirken sınırda kimliklerini kaybedenler de var. Suriye’de zaten kimliksiz olarak yaşayanlar da var. Yarı göçebe olarak çadırlarda yaşıyorlardı. Orada sisteme dahil olmadıkları gibi burada da dahil olamıyorlar, kimlik alamıyorlar. Biz onların güvenli bir şekilde, sokak şiddetine maruz kalmadan vakit geçirebileceği güvenli bir ortam yarattık. TTM’de yapılan atölyeler herkese açık.”

Gökçe: 10 senedir devam edenParlayan Çocuklar’ diye bir atölyemiz var. Türkiye’de çıkarılan tek çocuk dergisi var. Orada da çocuklar röportaj yapıp öyküler yazıyorlar, fotoğraflar çekiyorlar. Senede üç dergi çıkarmaya çalışıyoruz. ”

Gökçe: ” ‘Sosyal sirk’ atölyemiz ise ilk kez Mardin’de başlatılan sonra TTM’de yapılan bir atölye. Çocukların beden farkındalıklarını, bedensel güçlendirmelerini arttırmanın yanı sıra çocukların ötekileştirme duygularını kırıyor; birlikte hareket etmeyi, ekip olmaya öğreniyorlar. Hayvanların kullanılmadığı şiddetsiz bir atölye bu.” 

Tarlabaşı semti neden seçildi?

Gökçe: ”İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Araştırmaları Merkezi Tarlabaşı’nda saha çalışması yapıyor ve çocukların eğitime erişemedikleri, eşit erişimin sağlanamadığı kanısına varılıyor. Böylece 2007’de TTM kuruluyor. Bilgi Üniversitesi TTM’nin kurumsal sponsoru oluyor. TTM, başta çocuk ve kadın olmak üzere Tarlabaşı’nda yaşayan halkın kente erişimini desteklemeyi amaçlıyor.”

TTM’yi kim destekliyor? Kurum nasıl ayakta kalıyor?

Gökçe: ”Finansmanların çekilmesinden sonra mahalleli merkeze sahip çıktı. “Size kirası düşük olan bir yer bulacağız” dediler. Mahalleli burayı buldu. Önceki bina gibi 15 sınıfımız yok şimdi, atölyeler üç sınıfta yapılıyor. Proje bazlı çalıştığımız için geleceği öngöremiyoruz. Üyelerimiz, bağışçılarımız var.”

İnsanlar TTM’ye nasıl destek olabilir?

Gökçe: ”Destek olmanın çeşitli yolları var. Bir kereye mahsus veya düzenli bağış olabilir. Buranın üyesi olup aidat yatırabilirler. Çocuklara veya kadınlara yardım etmek isteyenler oluyor, yardımı kabul etmiyoruz. Ama çocuk ve kadınlarla yapılacak çalışmalarda kullanılmak üzere her türlü malzemeyi yardım olarak alıyoruz. Burası gönüllülük sayesinde ayakta kalıyor.”

Şuan gönüllülere ihtiyacınız var mı?

Gökçe: ” Her zaman gönüllüye ihtiyacı var. Örneğin Kütçe bilen gönüllülere ihtiyaç var. Çocuklar Türkçe öğrenmiş olsalar da atölyelerde kendilerini daha rahat ifade etmek için anadillerinde konuşmaya gerek duyuluyor. Belli etik kurallarımız var; gönüllülüğü başlatma sürecinde, onlarla anlaştığımız sürece her türlü atölye açılabiliyor.” 

Gökçe: ” TTM’nin bu konuda çok şanslı Gönüllülük işini iyi yapıyoruz sanırım. Gönüllülerin TTM ile ilişkilenmeleri haftada bir saat gelip çocuklarla atölye yapmaktan ibaret değil. Onlar TTM’nin bir parçası oluyorlar. Bu yüzden de gönüllülerle çok düzenli devam ediyoruz. ” 

TTM’den faydalanan çocuk ve kadınların sayısı ne kadar?

Gökçe: ”Kadın sayısı yaklaşık 20. Kadın çalışmalarımızda AÇEV’le (Anne Çocuk Eğitim Vakfı) ortaklığımız var. AÇEV’in ‘Hayat Dolu Buluşmalar’ adlı bir programı var; her hafta farklı konularda 13 haftalık modülleri var. Ekonomik güçlenme, analitik düşünme, ev içi ekonomi gibi konular çalışılıyor. Beşiktaş belediyesi ile de bir anlaşmamız oldu. Onlara çocuk katılımı ile ilgili bir dizi eğitim verdik; onlar da bize yaklaşık üç aydır kadın cinsel sağlığı eğitimleri veriyor. Çocuklarla çalışmalarımız dönüşümlü olarak sürüyor. Bu yüzden net sayı vermek mümkün değil. Ama yılda 120-130 çocukla çalışıyoruz.”

TTM’nin faaliyetlerinden faydalanan çocuklar genelde hangi yaş gruplarından?

Gökçe: ”Amacımız 7-18 yaş arasıyla çalışmak. Ama yoğunluk 7-14 yaş arasında. Lise çağındaki çocuklara uygun atölyelerimiz pek yok.” 

TTM neleri hedefliyor? 

Gökçe: ” TTM’nin kendi öz kaynaklarını yaratabilen, kendi kendini çevirebilen bir yer olmasını istiyoruz. Bir hayal olarak mahallelinin de burada bir şeyler yapıyor olmasını görmek istiyoruz. Çocuğunu getirenler belki el işi kursu açar, kendi zanaatını öğretir. Mahalleliyi gönüllüye devşirmek gibi bir niyetimiz var.” 

Mahallelilerle ilişkinizden söz eder misiniz?  

Gökçe: ”İnsanların önyargıları yavaş yavaş kırılıyor, bizim buradaki varlığımıza çok saygı duyuyorlar. Biz onlara yardım etmediğimizi, haklarına erişmeleri konusunda onları  desteklediğimizi anlatmaya çalışıyoruz. Ama onlar bunu daha çok emek üzerinden yorumlayarak, saygı duyuyor ve sahip çıkıyorlar. Yetişkinlerin en çok etkilendiği şey, Tarlabaşı gibi güvensiz bir yerde güvenli bir alanın sunulması. Tarlabaşı uyuşturucu satılan, korkunç insanların yaşadığı bir yer olarak biliniyor. Böyle bir önyargı var. Bu yok demiyorum ama Tarlabaşı aynı zamanda İstanbul’da dayanışmanın en çok yaşandığı mahallelerden biri.”

Kaynak

http://www.agos.com.tr/
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top