GENEL

NUR CEMAATİ, YENİ DEVLETİN YENİ SAHİPLERİ ARASINDA!

Genelkurmay başkanıyla fotoğraf çektiren cemaat TSK’da nasıl örgütleniyor?

Hulusi Akar, Bayramoğlu’ndan dua etmesini istedi. Hüsnü Bayramoğlu da Akar’a, ‘Ben Bediüzzaman’ın talebesiyim. Ordu ile alakadarız’ dedi…

NUR CEMAATİNİN O FOTOĞRAFI…

Devlet ve ordu bu Nurcuları seviyor!

Nur Cemaati yeni devletin yeni sahipleri arasında.

Nurcular, son dönemde özellikle üniversitelerden, emniyete kadar birçok kurumda çok etkin. Ayasofya’nın ibadete açıldığı gün Nur Cemaati lideri Hüsnü Bayaramoğlu’nun Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile verdiği poz da bunun kanıtı.

Nur Cemaati lideri Hüsnü Bayramoğlu’nun Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler’le Ayasofya’da çektirdiği fotoğraf devletin ve ordunun yeni fotoğrafı aslında. 

Nur Cemaati yeni devletin yeni sahipleri arasında. Nurcular, son dönemde özellikle üniversitelerden, emniyete kadar birçok kurumda çok etkin. Ayasofya’nın ibadete açıldığı gün Nur Cemaati lideri Hüsnü Bayaramoğlu’nun Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile verdiği poz da bunun kanıtı.

Hüsnü Bayramoğlu ve Hulusi Akar

2016 yılında Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle bir resepsiyon verdi.

Yeni Sarayındaki resepsiyonda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 93 yıl önce kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihten silinmeye çalışılan bir milletin şahlanışının sembolü olduğunu vurgulayarak, “Cumhuriyeti bir kopuş olarak değil, bir devamlılık, yeni ve daha güçlü bir başlangıç olarak görmeliyiz” dedi. Cumhuriyet hızla Osmanlı’nın devamı tuhaf bir rejime dönüştürülüyordu.

Resepsiyonun misafirleri arasında Said’i Kürdi’nin talebelerinden Hüsnü Bayramoğlu da vardı. Bayramoğlu Kürdi’nin önde gelen varislerinden biriydi. Hizmet Vakfı İcra Kurulu Üyesi ve Türk-Filipin Dostluk Vakfı Başkanı Dr. Mehmet Rıza Derindağ da ona eşlik ediyordu. 

Nurettin Canikli ve Hüsnü Bayramoğlu

HÜSNÜ AĞABEY!

Bayramoğlu’nu gören AKP’li gazeteciler “Hüsnü Ağabey sizin burada olmanızın bambaşka bir manası var yeni Türkiye’nin inşası ve yeni Cumhuriyetin asli sahiplerinin devletin başında olduğunu gösteriyor. Sizi burada görmek çok sevinç ve umut verici” demişler.

Gerçekten de Nur Cemaati yeni devletin yeni sahipleri arasında. Resepsiyondaki tablo da bunun en önemli kanıtı.

Nurcular, son dönemde özellikle üniversitelerden, emniyete kadar birçok kurumda çok etkin. Ayasofya’nın ibadete açıldığı gün Nur Cemaati lideri Hüsnü Bayaramoğlu’nun Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile verdiği poz da bunun kanıtı. 

Nur cemaati lideri önünde resmi geçit

O gün resepsiyonda Bayramoğlu’nun devlet erkanın gösterdiği hürmet cemaatin sitesinde şöyle anlatılıyor: 

“Meclis Başkanımız İsmail Kahraman ise Hüsnü Ağabeyi görünce; ‘Bakın bakın Hüsnü Ağabey, Bediüzzaman’ın hayattaki son varisi, bugün burada yani millet burada’ diyerek iki defa sarıldı, başından, yüzünden öptü ve döndü seslice ‘Hüsnü Ağabey burada’ diye seslendi.

Birçok isimle görüşen Hüsnü Bayramoğlu, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile de kısa bir görüşme yaptı. Hulusi Akar, Bayramoğlu’ndan dua etmesini istedi. Hüsnü Bayramoğlu da Akar’a, ‘Ben Bediüzzaman’ın talebesiyim. Ordu ile alakadarız’ dedi…

İbrahim Kalın ve Hüsnü Bayramoğlu

‘İŞTE HÜSNÜ AĞABEY BURADA’

Bayramoğlu, resepsiyonda TBMM Başkanı İsmail Kahraman, eski Başbakan Ahmed Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile de görüştü.

Süleyman Soylu Bey de ‘İşte Hüsnü Ağabey burada’ diyerek sevinçle, tekrar tekrar Hüsnü ağabeye sarılarak “Ağabey bize dua et, ağabey dua et” diyerek ‘İşte Nur talebeleri, işte devletine hükümetine sahip çıkıyor, tankları durduranlar burada’ diyerek bu ziyaretten memnuniyetlerini ifade ettiler.”

Hüsnü Bayramoğlu kim?

Safranbolulu. 1935 doğumlu. 1949’da, daha çocuk sayılabilecek yaşta, Kürt Said’in hizmetine girmiş. Ve o hizmetten hiç ayrılmamış. “Bazen bana soruyorlar: ‘Bu millet böyle evlerde kitap okuyarak mı kurtulacak?’ Ben de diyorum: ‘Evet! Öyle kurtulacak. Şimdiye kadar ne kadar cereyanlar çıktı, biliyorsunuz, bakın hepsi bitti gitti, ama Risale-i Nur hizmeti katlanarak devam ediyor…” diyor.

Şimdi Kürdi’nin en büyük varislerinden biri. Rakibi Mehmet Fırıncı.

Süreç, Nur cemaati içerisinde Said Nursi’nin yaşayan iki talebesinin, “Vekili Mutlak” denilerek karşı karşıya gelmesiyle başladı. Hüsnü Bayram’ın Said Nursi ile olan fotoğraflarının, kendisine yakın isimler tarafından sosyal medyada paylaşılarak, “Vekili Mutlak” ilan edilmesine Mehmet Fırıncı ve ekibi karşı çıktı. Kavga devam ediyor. Sonuçları devleti de ilgilendiren bir kavga bu.

Haliyle devlete yakın olmak tarikat içindeki iktidar mücadelesini de kazanmak demek. Bayramoğlu bir hastalığı sırasında kendisini arayat Tayyip Erdoğan ile konuşmasını kaydetmiş, yayınlamış. Tabi bu aramanın karşılığı iktidara her işinde kayıtsız destek sunmak. Bunun karşılığı da Milli Eğitim’de kadrolaşma desteği ile almışlar. Cemaat MEB’de “değerler eğitimi” veren tarikatlardan biri. 

Yaşar Güler’e gelince

Ayasofya’da namazını eda ettikten sonra koşup tarikat lideriyle fotoğraf çektiren Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler’in de “renkli” bir geçmişi var.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından genelkurmay başkanlığı görevine atanan Orgeneral Yaşar Güler, yaklaşık 10 yıldır ordunun dahil olduğu birçok olayda adı geçen, yakın dönemin en önemli üst düzey komutanları arasında yer alıyor. 

Hüsnü Bayramoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan

‘LAİKLİK’

Yaşar Güler, AKP’nin iktidara gelmesiyle iyice alevlenen “laiklik” tartışmalarının parçası olan askerlerden biri olmadı.

2010 yılında Korgeneral ve Ankara Garnizon Komutanıyken, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ün “elini sıkması” tarihinde bir dönüm noktası oldu. Hayrünnisa Gül’ün resmi karşılama törenlerinde yerini alması, havaalanı protokolündeki yeri ve resepsiyonlara katılması için eşinin cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra 3 yıl beklemesi gerekmişti. Yaşar Güler’in havaalanındaki törende Hayrünnisa Gül’ün elini sıkması bu tartışmaların sonlanmasına vesile oldu. Artık ordu türbanlı Cumhurbaşkanı eşini yadırgamayacaktı. 

Yaşar Güler, “protokol krizinin” fiilen çözülmesinden kısa bir süre sonra Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı görevine atandı. Güler’in bu görevi sırasında da Uludere olayı yaşandı. 28 Aralık 2011’de Şırnak’ın Uludere ilçesinde bulunan Roboski (Ortasu) köyünden Irak’a geçen bir grup kaçakçı, PKK’lı zannedilerek, F-16 savaş uçakları tarafından vurulmuş, olayda 17’si çocuk 34 kişi yaşamını yitirmişti.

Yaşar Güler’in istihbarat başkanlığı döneminde yaşanan bir diğer olay da İzmir’deki casusluk soruşturması oldu. Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı’nda Yaşar Güler’in de aralarında bulunduğu 9 kişilik bir komisyon kurulmuş ve bu komisyon belgelerin “çok gizli” olduğuna kanaat getirmişti. Sanıklar ve avukatlar “çok gizli” tespitinin hatalı olduğunu savunarak, Adli Müşaviri Muharrem Köse ile dönemin İstihbarat Başkanı Güler’i sorumlu tutmuştu.

Yaşar Güler, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi yaşandığı sırada genelkurmay ikinci başkanlığını görevini sürdürüyordu. Darbe girişiminden kısa süre sonra verdiği ifadede, akşam saatlerinde makam odasında çalıştığı sırada odasına yaklaşık 10 kadar askeri personelin “Yere yat, yere yat” diye bağırarak girdiğini aktardı. İfadeye göre, yere yatırıldı, kafasına basıldı ve elleri bağlandı. Daha sonra Akıncılar Üssü’ne götürüldü. Burada tutulduğu odaya giren darbe girişiminin liderlerinden biri olmak suçlamasıyla yargılanan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk tarafından gözleri, elleri ve ayaklarındaki bağın çözüldüğünü anlattı.

Güler’in basına düşen ilk fotoğrafı ile son fotoğrafı oldukça uyumlu. O fotoğraflar ordunun artık cumhuriyet ordusu olmadığını haber veriyor…

Genelkurmay başkanıyla fotoğraf çektiren cemaat TSK’da nasıl örgütleniyor

Danıştay 10. Dairesi, 1934 yılında Ayasofya’yı müze yapan kararı iptal etti. Bunun üzerine Ayasofya ibadete açıldı ve 24 Temmuz’da ilk Cuma namazı Ayasofya’da kılındı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kılıçla hutbe verip Atatürk’e lanet okumasından, Ayasofya’ya davetle namaz kılınması tepkilere neden olmuştu.

Danıştay 10. Dairesi, 1934 yılında Ayasofya’yı müze yapan kararı iptal etti. Bunun üzerine Ayasofya ibadete açıldı ve 24 Temmuz’da ilk Cuma namazı Ayasofya’da kılındı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kılıçla hutbe verip Atatürk’e lanet okumasından, Ayasofya’ya davetle namaz kılınması tepkilere neden olmuştu.

Nurcu Hüsnü Bayramoğlu, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasında da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki resepsiyona davet edilmiş, burada da dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’la sohbet edip fotoğraf çektirmişti.

Nurcu Hüsnü Bayramoğlu’nun Hulusi Akar ile 2016 yılında, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile geçen hafta Ayasofya’da çektirdiği fotoğraflar, Gazeteci Can Özçelik’in kaleme aldığı “FETÖ Borsası” kitabını hatırlattı.

Can Özçelik kitapta TSK içindeki örgütlenen, Nur Cemaati’nin bir kolu olan Meşveret grubuna işaret etmişti. Meşveret Grubu için kitabında, “TSK içinde sadece FETÖ’nün değil aynı yöntemi izleyen başka dinci yapılanmaların da bulunduğuna dair tanık beyanları” ifadesini kullanan Can Özçelik, Nur Cemaati’nin Meşveret koluna dahil olduğunu söyleyen Deniz Ç. isimli bir yarbayın tanık ifadesine yer vermişti.

BÖLÜMLER

COPYRİGHT 2020 ODATV.COM

Genelkurmay başkanıyla fotoğraf çektiren cemaat TSK’da nasıl örgütleniyor?

linkedin sharing button
sharethis sharing button

Danıştay 10. Dairesi, 1934 yılında Ayasofya’yı müze yapan kararı iptal etti. Bunun üzerine Ayasofya ibadete açıldı ve 24 Temmuz’da ilk Cuma namazı Ayasofya’da kılındı.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kılıçla hutbe verip Atatürk’e lanet okumasından, Ayasofya’ya davetle namaz kılınması tepkilere neden olmuştu.

Bu tartışmaların dışında sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf dikkat çekti. 

Nur Cemaati’nin kurucu Said-i Nursi’nin öğrencisi Hüsnü Bayramoğlu da Ayasofya’ya Cuma namazı için davet edilenler arasındaydı. Hüsnü Bayramoğlu, Ayasofya’da Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler’le de yan yana geldi ve fotoğraf çektirdi.

Bayramoğlu ile Genelkurmay Başkanı Güler’in fotoğrafı sosyal medyada Nur Cemaati’nden isimler tarafından da paylaşıldı.

Nurcu Hüsnü Bayramoğlu, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasında da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki resepsiyona davet edilmiş, burada da dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’la sohbet edip fotoğraf çektirmişti.

Nurcu Hüsnü Bayramoğlu’nun Hulusi Akar ile 2016 yılında, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile geçen hafta Ayasofya’da çektirdiği fotoğraflar, Gazeteci Can Özçelik’in kaleme aldığı “FETÖ Borsası” kitabını hatırlattı.

Can Özçelik kitapta TSK içindeki örgütlenen, Nur Cemaati’nin bir kolu olan Meşveret grubuna işaret etmişti.

Meşveret Grubu için kitabında, “TSK içinde sadece FETÖ’nün değil aynı yöntemi izleyen başka dinci yapılanmaların da bulunduğuna dair tanık beyanları” ifadesini kullanan Can Özçelik, Nur Cemaati’nin Meşveret koluna dahil olduğunu söyleyen Deniz Ç. isimli bir yarbayın tanık ifadesine yer vermişti.

FETÖ üyeleri ile birlikte hareket ettiği dönemlerin de olduğunu söyleyen, TSK içindeki birden çok ismi kendi gruplarına dahil ettiklerini ifade eden Nur Cemaati’nin Meşveret koluna dahil Yarbay Deniz Ç., tanık ifadesinde şu ifadeleri kullanmıştı:

“Uzun yıllardır Risale-i Nur okurum. Ders aldığımız ya da kitaplarını okuduğumuz gruba Meşveret grubu denir. Grubun önde gelen isimleri Said Nursi’nin öğrencilerinden hayatta kalan Hüsnü Bayram’dır.”

TSK içinde örgütlenen Nur Cemaati’nin Meşveret koluna dahil Yarbay Deniz Ç.’nin sözüne ettiği Hüsnü Bayram, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile geçen hafta Ayasofya’da, Hulusi Akar’la da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda fotoğraf çektiren Nurcu Hüsnü Bayramoğlu’dur.

Can Özçelik’in “FETÖ Borsası” kitabındaki ilgili bölüm şöyle:

“TARİKATINI AÇIKLAYAN TANIK YARBAY

Tarih: 5 Ağustos 2016.

Yer: Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı.

Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) işleyiş tarzını anlatırken buraya bir parantez açmakta fayda var. Bunun nedeni ise TSK içinde sadece FETÖ’nün değil aynı yöntemi izleyen başka dinci yapılanmaların da bulunduğuna dair tanık beyanlarının olması.

Şimdi okuyacağınız tanık ifadesi işte bu yüzden çok dikkat çekici. 15 Temmuz 2016’da FETÖ mensuplarının darbe kalkışmasından bir ay sonra Deniz Ç. isimli yarbay tanık olarak dinlenecekti.

Yarbayın anlattıkları ise sadece FETÖ’nün değil tüm dini grupların yöntemlerinin birbirine benzediğini ortaya çıkaracaktı.

Yarbay Deniz Ç., Said Nursi kitapları okuduğu için hakkında yanlış anlaşılmalar olduğunu ve şikâyet edildiğini duyduğunu, bunun için kendini anlatmak istediğini söyleyecekti.

İlk tanıklık ağustos ayında gerçekleşecek ve Yarbay Deniz Ç., kendisini Said Nursi’yi takip edenlerden biri olarak tanımlayacaktı.

Meşveret grubu içerisinde yer aldığını, bu yapının önde gelen isminin ise Hüsnü Bayram olduğunu anlatan Yarbay, Meşveret grubunun FETÖ gibi olmadığını öne sürecekti. Ancak yarbayın anlattığı yöntemlere bakıldığında, bu grubun da çalışma yönteminin FETÖ’den farkı olmadığı anlaşılacaktı.

Meşveret grubunun çalışma şeklini tanık yarbaydan dinleyelim

Yarbay Deniz Ç:

“Kendim namaz ibadetimi tam olarak ve açıktan gücüm yettiğince yerine getirmeye çalışıyorum. 1,5 yıl önce izin alarak umreye gittim..

Uzun yıllardır Risale-i Nur okurum. Ders aldığımız ya da kitaplarını okuduğumuz gruba Meşveret grubu denir. Grubun önde gelen isimleri Said Nursi’nin öğrencilerinden hayatta kalan Hüsnü Bayram’dır. Diğer vefat edenler Abdullah Yeğin, Mustafa Sungur, Sait Özdemir’dir. Grubumla ilgili ise elbette kimse ayrıntılı bilgiye sahip değildir. Hakkımda vatandaşların ihbarları olduğunu duyduğum için bu hususu açıklamak durumunda hissettim. Zira insanlar özellikle Risale-i Nur okuyan kesimleri zaman zaman aynı gruba tabiymiş gibi kabul ederek, FETÖ örgütüne bağlı olduğumuzu düşünerek bizimle ilgili yargıda bulunmaktadırlar. Ancak bu doğru değildir.”

Fethullah Grubu….

Yarbay Deniz Ç:

“2012 yılına kadar Fethullah Gülen ile Meşveret grubu birbirlerine aykırı gruplar olarak görülmüyordu..

Ancak çok yakın da değillerdi ve birlikte hareket etmiyorlardı. Ancak 2012 yılında risalelerin sadeleştirilmesi çalışması nedeniyle Meşveret grubu Fethullah grubuna ciddi itirazlarda bulundu ve net bir şekilde yollar ayrıldı. 17-25 Aralık 2013 olaylarında da tamamen hükümetin yanında yer aldı ve yerel seçimlerde AKP’yi desteklediler..

Fethullah Gülen grubu ordunun içerisinde de kendilerine muhalif olan tüm gruplarla birlikte diğer muhafazakâr grupları da tasfiye etmek için çaba sarf ettiler, iftiralar ettiler, şikayette bulundular. Benim durumumda olan 10-15 kişiyi geçen yıl Genelkurmay Başkanlığı’na şikâyet ettiler. Tanımadığımız birisi şikâyet ettiği halde bütün özelimizi ayrıntılı şekilde bildirmişti. Biz bu şikâyetin onlardan geldiğini düşünmüştük.”

Ramazanda İçki İçtik!

Yarbay Deniz Ç:

“Şu anda da bu şikâyeti inceleyen bütün ekip FETÖ dolayısıyla atıldı. Bu grup ordunun içerisinde asla görünür şekilde namaz kılmaz, eşinin başını kesinlikle kapatmaz. Zaman zaman ramazan ayında içki içtiklerini bizzat gördüm..

Özellikle 1994 yılında mesleğe alınan kurmayların yüzde 80’i Fethullah Gülen grubuyla bağlantılı isimlerdi. Darbeyi gerçekleştiren grubun Fethullah Gülen yapısında olduklarını biliyorum. Dolayısıyla darbe kesinlikle bunların eseridir. Tutuklananların çoğunu net olarak tanıyorum.”

MEŞVERETÇİ YARBAY, ASTSUBAY, UZMAN ÇAVUŞ

Meşveret grubunun içinde S.B. adında bir astsubay ve A.A. adında bir uzman çavuş bulunduğunu açıklayan Yarbay Deniz Ç., bu kişilerin de kendisiyle birlikte hareket ettiğini ve FETÖ ile ilişkilerinin olmadığını belirterek onlara “kefil” olduğunu belirtiyor.

Aralarına daha sonra bir kişinin daha katıldığını ifade eden yarbay, astsubayın eşinin kendisi sayesinde kapandığını ve beraber umreye gittiklerini de anlatıyor:

Grubumuza davet ettik!

Yarbay Deniz Ç:

“S.B. isimli astsubayla son bir yıldır görev yaptığım şehirde tanıştık. Namazlı birisi olması nedeniyle tanıştık. Tanışmamıza A.A. Başçavuş vesile olmuştu. Onu grubumuza biz davet ettik. Ben onunla görüştüğümde bana Hava Harp Okulu’nun tamamını FETÖ’cülerin ele geçirdiğini söylemişti. Onu grubumuza biz davet ettik. Bizim etkimizle şu anda eşi kapandı ve son bir yıldır bütün sohbetlerimizde Fethullah Gülen grubunun yanlış yaptığını defalarca kendisiyle konuştuk..

A.A. isimli Başçavuş benimle hareket eden arkadaşımızdır. FETÖ ile hiçbir ilgisi yoktur. Çocuğunu FETÖ’nün okuluna verdi zira normal okula verdiğinde ciddi sıkıntı yaşamıştı. Çok küfürlü konuştuğu için öğretmenleri özel okula gönderilmesini tavsiye etmişti. O nedenle bana da danışarak iki yıl önce bu grubun özel okuluna verdi. Ben ona bu gruba ait okula çocuğunu vermemesi gerektiğini ancak özel durumundan dolayı bir yıl verebileceğini söyledim. Çocuğun ikinci yıl devamını ise çocuğun gelişimi iyi olduğu için eşi istedi. Eşinin de FETÖ ile kesinlikle bağlantısı yoktur. Bizimle umreye gitmiştir, 1,5 yıl önce kapanmıştır..

K.C. isimli arkadaşımızı biz davet etmedik, kendisi geldi. Bu 4 kişi 1,5 yıldır beraber Meşveret grubumuzun sohbetlerine katılıyoruz ve dinliyoruz. Kur’an ve Risale-i Nur okuyoruz..

S.B. hakkında bir soruşturma olduğunu, gözaltına alındığını öğrendiğimiz için geçmiş olsun demeye hep beraber gittik. Meslekten uzaklaştırıldığını öğrendik ve kısa süre sonra polisler arama için geldiler. Bu sırada yine sohbetlerimize katılan sivil R.Ö. isimli arkadaşımız vardı. Bu arkadaşımız da bizim sohbetlerimizi organize eden kişidir. Sohbetleri daha çok (…) derneğinde yapıyoruz.”

YARBAY, ŞÜPHELİ PERSONEL

Tarih: 8 Aralık 2016.

Yer: Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı.

Yarbay, yaklaşık 4 ay sonra tekrar tanık olarak ifade verecekti. Bu sefer FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklanan askerlerin kendisi hakkında yaptığı suçlamalar da tanık yarbaya sorulacaktı. Bu ifadesinde de önceki söylediklerini tekrarlayan yarbay, 28 Şubat sürecinde ciddi sorunlar yaşadığını anlatacaktı:

Yarbay Deniz Ç:

“Ben inancımı ordu içerisinde de taviz vermeden bugüne kadar yaşamaya çalıştım, bundan sonra da gücüm yettiğince aynı şekilde yaşamaya devam edeceğim..

Bu tavrım ile ilgili özellikle 28 Şubat sürecinde ciddi sorunlar yaşadım. Çok şükür hâlâ görevdeyim. Doğrusunun da bu olduğunu düşünüyorum. 20052012 yılları arasında da Genelkurmay’daki irticai faaliyetler nedeniyle şüpheli personel konumundaydım. Hakkımda bu konularla ilgili dört tutanak tutulduğunu biliyorum. Ancak 2012 yılında yönerge değişikliği nedeniyle bu durum değiştirildi. Eşimin başının örtülü olması nedeniyle bu uygulamaların yapıldığını biliyorum, ısrarla eşimin başının kapalı fotoğrafları dosyalarıma eklendi..

1994 yılında Harp Okulu’ndan mezun oldum. Okulumdaki birçok arkadaşımın o zaman Fethullah Gülen cemaati olarak bilinen, bugün FETÖ diye tanımladığımız yapıya ait olduklarını biliyorum. Bu yapı içindekilerle, kalabalık ve güçlü olduğu için dönem dönem zorunlu olarak arkadaşlıklarımız oldu, hatta bazı konularda özellikle 28 Şubat sürecinde bana yardımcı oldukları da oldu. Örneğin 1996 yılında bugün FETÖ nedeniyle ihraç edilen bölük komutanım Adem Boduroğlu ilk tayin yerimde bana muhafazakar yapım nedeniyle destek oldu. Ben ise onun Gülenci olduğunu biliyordum. Kendisi de zaten bunu bana söylemişti. Ayrıca yine 28 Şubat sürecinde hakkımda tutulan bazı tutanakları ve bilgileri Genelkurmay’a göndermediklerini, geciktirdiklerini biliyorum. O dönem böyle bir terör yapısı olmadığı için kendilerinden yardım almakta ben bir sakınca görmüyordum. Onlar da bana yardım etmekte bir sakınca görmüyordu.”

“HARP OKULUNDAYKEN YURTLARINA GİTTİM”

Tanık yarbay, harp okulu günlerine dair de kimi bilgiler verecekti:

Yarbay Deniz Ç:

“1986 yılında Harp Okulunda askeri liseye girdiğimde dindarlık nedeniyle öğrenci ihraçlarını duyduk. Atılanların çoğu FETÖ’cüydü. Bizim dönemimizde atılanların gittiği yerlere gidip gitmediğimiz sorularak bu konuda brifing verildi. Hatta samimi olarak yanılgıya düşenlerin bilgi vermesi halinde işlem yapılmayacağı söylendi..

Bunların telkiniyle birkaç kez bu grubun bir yurduna gittiğimi ifade etmiştim..

Gittiğimiz zaman yemek ikram edilmiş ve filmler izletilmişti. Bu nedenle bize bu yapının olumsuz olduğunu anlatmak için brifingler verildi, bu brifinglere devam edenlerin bir kısmı yine FETÖ nedeniyle bugün ihraç edildi. Anladığım kadarıyla bağlarını koparmamışlardı. Hatta içlerinden bir kısmı askeri okul sınavına girerken Türkçe sorularının tamamını bildiklerini söylediler. Hatta nasıl derse çalıştıklarını, sınavları kazanmaları için hangi yolları izlediklerini, o dönem işlem yapılamayacağı garantisi aldıkları için ayrıntılı olarak anlattıklarını biliyorum. Dolayısıyla sınav sorularının sızdırılması hadisesini ilk kez ben 14 yaşındayken, askeri okulda yaşadığım bu olay nedeniyle öğrenmiştim. Ordunun içerisinde soruların sızdırıldığına dair söylentiler çok dolaştı..

Hatta bizim devrede olan 1994 yılı için “Neden bu kadar çok kurmay çıktı?” şeklinde bir soruşturma yapıldı. Normalde her dönemden 50-60 civarında kurmay çıkması beklenirken 1994 yılı mezunlarında bu sayı 110 civarında olmuştu. Bu soruşturmanın sonucunda ne olduğunu bilmiyorum..

Benim özellikle 1994 yılında mesleğe alınan kurmayların yüzde 80’inin onlardan olduğunu biliyorum. Dolayısıyla darbe kesinlikle Fethullah Gülen grubunun eseridir. Tutuklananların çoğunu net olarak tanıyorum..

2005-2008 yılları arasında, tarihini tam hatırlamıyorum, Diyarbakır’da iç güvenlikle ilgili benim de katıldığım resmi bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya katılan benim devre arkadaşımdan 10 kurmay binbaşından hepsi FETÖ grubundandı.”

İLGİLİ HABER

soL – Odatv

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top