BİLİM & TEKNOLOJİ

ÇOCUKLARLA EVRİMİ KONUŞMAK

BİLİM VE AYDINLANMA AKADEMİSİ

Çocukların bilimsel düşünce becerisini geliştirmek için birlikte yapılabilecek etkinlikler teması bu sefer evrim teorisi üzerine…

ÇOCUKLARIN DÜŞÜNCE YAPISININ GELİŞİMİ

Ebeveynler ve kimi zaman öğretmenler olarak çocuklarla evrim fikri ve işleyiş süreci üzerine nasıl konuşacağımız konusunda zorlanıyoruz.

Henüz içinde yaşadığı zaman olgusunu anlamaya çabalayan bir çocuğa kendi yaşadığı yıllardan çok öncesini kavratmak için çaba sarf etmek gerekiyor.

Kendi dışındaki canlıların varlığını ve kendisinden bağımsız var olduklarını yeni yeni fark edebildiğini unutmayalım. Çocukların düşünce yapısının gelişimini dikkate almak zorlukları aşmada önemli bir nokta. 

Çocuklarla konuşmayı kendinizi rahat hissettiğiniz her biçimde yapabilirsiniz.

Yanlışlar düzeltilir, endişelenmeyin. Bildiklerinizi anlatın, bilmediğiniz noktalar için bunu araştıralım demekten korkmayın. Bilimsel olguları anlatmak için gündelik hayatın içinde sıkça karşılaşılan durumlarla benzerlikler kurun, hatta bazen uydurma hikayeler türetmekten çekinmeyin. Hayal gücünün tetikleyiciliği bilim yapmanın bir parçasıdır.

EVRİM TEORİSİNDE AKRABALIK​

Evrim olgusunu anlatmak için başlanabilecek nokta canlılar arasındaki akrabalık ilişkisini algılatmaya çalışmak olabilir.

Çocuğunuzun doğum günü kutlamasının nedenini, ona sorarak başlayabilirsiniz. Ebeveynleri olarak doğum gününün belirmesinde nasıl bir etkiniz olduğunu açıklayabilir, ardından kendi doğum günü tarihlerinizin ortaya çıkmasında büyük ebeveynlerin etkisini konuşabilirsiniz. İnsanların ve diğer canlıların üreyerek çoğaldığını ifade edebilirsiniz.

Bir sonraki akrabalık teması, geniş aile ağacınızdaki benzerlikleriniz üzerine olabilir. Ailedeki kişilerin belirgin fiziksel özellikleri hakkında, hangilerinin aynı hangi özelliklerin farklı olduğunu, kimin önceki kuşaktan hangi ebeveyne benzediğini konuşabilirsiniz. Kardeş veya kuzenlerin, benzer ve farklı olan özelliklerini de sohbete ekleyebilirsiniz. Göz ve kaş, dudak ve çene yapısı, parmak biçimleri, boy uzunluğu dahil gözlediğiniz her özellik üzerine değerlendirme yapabilirsiniz.

EVRİMİ ANLAMAK

Tüm insanların genel yapıdaki benzerlikleri ve küçük detayların insanları birbirinden ayrı gruplamaya (ırklara bölmeye) yetmediği fikrine ulaşmaya çalışabilirsiniz.

Bizim soyumuzun öncülü olan Homo sapiens atalarımızın yaklaşık 70 bin yıl önce Afrika kıtasından çıkarak Dünya’ya yayıldığını çocuğunuzun bilgisine göre dile getirebilirsiniz. Öncelikle Dünya haritası üzerinde kıtaları tespit etmek de faydalı olabilir.

İnsanların biyolojik özellikleriyle hayvanlar alemine dahil olduğunu ve bunun nedeninin evrimsel akrabalık olduğunu belirtmelisiniz.

Örneğin şempanze, bonobo, goril, orangutan gibi büyük insansı maymunlar ile çok çok geçmiş zamanlarda hem insana hem diğer maymunlara benzeyen büyük büyük büyük büyük… ortak atalara ve analara sahip olduğumuzu vurgulamak gerekir.

Bu “ortak kök”ten kaynaklanan benzerlikler o kadar çoktur ki, biz birkaçını söyleyebiliriz: büyük beyin, parmakları kıvrılabilen el ve ayak yapısı, ikisi de aynı yöne bakan göz konumu, benzer iletişim kanalı jest ve mimikler gibi. Yine de o günden günümüze gelene kadar geçen sürede birçok farklılık da ortaya çıkmış durumda: iki ayak üzerinde yürüyebilmek, konuşabilmek gibi. 

CANLILARIN FARKLI VE ORTAK ÖZELLİKLERİ

Temelde canlılar için bir sonraki soy bir önceki soydan gelmiş, birbirinden üreyerek birbirlerinden farklılaşmış ve canlı çeşitliliğini oluşturmuşlar diyebiliriz.

Yani, canlılar ortak kökenden dolayı benzerlikleri koruyabilir fakat zamanla farklılaşmadan dolayı çeşitli yeni türlere evrilebilirler. Bakteriler, bitkiler, hayvanlar, mantarlar evrilen çeşitli canlı gruplarıdır; bu gruplar içindeki alt dallarla birlikte hücrelerden meydana gelir ve hücrelerin içinde hem benzerliğin hem farklılığın kaynağı DNA bulunmaktadır.

Diğer yandan birbirinden farklılaşan canlılar “birlikte evrim”in kapısını aralarlar. Her canlı türünün çevreye kattığı farklılık diğer canlılar için yeni bir olanak, yeni bir yaşam alanı sunabilir ya da tersi durumda kaçınmayı gerektirebilir. Örneğin bitkiler güneşten enerji toplayarak büyürler, çoğalılar ve kendilerinden önce var olan yosunlardan türemişlerdir. Bitkileri yiyerek enerji elde eden hayvanlar, güneş enerjisini yakalayabilen canlıların ortaya çıkmasından sonra evrilmiş, gelişebilmiştir. Bir başka örnek çeşit çeşit bakteriler, insan vücudu dahil olmak üzere evrim sürecinde canlı çeşitliliği arttıkça farklı farklı canlılar üzerine yerleşmişlerdir. Canlılık bir kere ortaya çıktıktan sonra birlikte var olur, birlikte evrilir, bazı türler yok olur, bazı yeni türler oluşur ve nadiren toplu bir biçimde birlikte yok oluş yaşanır. Zaman içinde sürekli değişim geçiren evrim dengesinin farkında olmak “canlılık” fikrini kavramak için elzemdir. 

İNSANDAN ÖNCEKİ DOĞA TARİHİ

Tarihi akışta ne kadar geçmişe gidebiliriz?

Bin yıl, on bin yıl, bir milyon yıl, bir milyar yıl… Bu sayının büyüklüğü üzerine çocuklarla biraz konuşmak gerekiyor.

Başlangıç olarak çocuğunuzun yaşına göre zamanı oranlayabilirsiniz.

Örneğin on yaşındaysa kendiniz ve bir kuşak büyüklerle aradaki yıl farkını belirtebilirsiniz. Ardından Dünya’nın yaşını hesaplamak için on yılın yanına sekiz sıfır daha eklemesini ve bunu da dört ile çarpmasını isteyebilirsiniz. Bu öyle büyük bir sayı ki her yılı bir güne eşitlesek yaklaşık 12 milyon yıl, her yılı bir dakikaya eşitlersek yaklaşık 8 bin yıl geçmesi gerekir. İşte bu zaman içinde türlü türlü canlılar evriliyor ve Dünya üzerindeki “biyoçeşitlilik” oluşuyor. 

ETKİNLİK YAPMAK

Zamanı anlatmak için bir de etkinlik yapabilirsiniz.

Güneş Sistemi’nin ve Dünya’nın yaşı 4,5 milyar yıldır. Bunu modellemek için 4,5 metre uzunluğunda bir ip kullanabilirsiniz. İpin bir ucundan siz tutun ve çocuğunuza ipi açarak zamanda ilerlediğini düşünmesini söyleyin.

İlk bir milyar yılda 1 metre gitmesi gerekiyor ve böylece suyun içindeki ilk hücre fosillerini bulabilelim; devamında 3 metre daha gitsin ve bilsin ki, tüm bu süre boyunca yaşam sadece denizlerde, çoğunlukla tek hücre biçiminde var oluyor; son yarım metrede ise yaşamın bugünkü zengin çeşitliliği ortaya çıkıyor: sudan karaya hem bitki hem hayvan geçişi gerçekleşiyor, dinozorlar görülüyor ve sonra yok oluyorlar, geriye dinozorlardan kuşlar kalıyor, sonra kuyruklu ve kuyruksuz maymunlar evriliyor. İpin en ucuna gelindiğinde artık insanı (homo sapiens) ortaya çıkaran biyolojik evrim gerçekleşiyor ve bu sürecin son on bin yılında insanın bügünkü kültür yapısı gelişiyor. 

Dünyanın oluşumunu ve denizlerdeki canlı ilk hücrenin ortaya çıkışını anlatan bir çizgi filmi çocuklarınızla birlikte izleyebilirsiniz:

Su Molekülü Picolina

Ayrıca evrimin işleyişi ve güncel örnekleri hakkında merak ettiğiniz konuları öğrenmek için temelden başlayan ve geniş bir içeriğe sahip “Evrimi Anlamak” sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top