GENEL

12 EYLÜL FAŞİZMİ! ”DARBEYİ ABD’Lİ ASKERDEN NASIL ÖĞRENDİM”

DARBE ÇIĞIRTKANLARI…

E. Tuğgeneral Nejat Eslen yazdı: ”12 EYLÜL DARBESİNİ ABD’Lİ ASKERDEN NASIL ÖĞRENDİM?”

Korona virüs bütün dünyada ve Türkiye’de felakete dönüşmüşken, bu virüs sonrasında yeni bir dünya düzeninin başlayıp başlamayacağı tartışılırken; Türkiye, ağır bir ekonomik-finansal krize girmişken ve bu nedenle devletin bağışıklık sistemi çökmüşken darbe tartışmaları gündeme oturdu.

O TARİHTE SUBAYLAR ÇOK AZ MAAŞ ALIRLARDI

Ben de bu vesile ile artık yaşı ilerlemiş eski bir asker olarak yaşadığım süreçte gerçekleşen darbelerle ilişkimi sorguladım ve şu sonuca vardım: Darbeler gerçekleşirken ben de Silahlı Kuvvetlerin üniformalı bir bireyi olduğuma göre, ben de darbeciydim galiba bu süreçte (!)

İlk darbe tecrübem olan 27 Mayısı Kuleli Askeri Lisesi son sınıfta iken yaşadım. Bir sabah uyandığımızda, okulda bütün subayların, öğretmenlerin sevinç içinde olduğunu gördüm. Ordunun yönetime el koyduğunu söylediler. Lise bitirme sınavları devam ediyordu, hocalar sınavlarda daha fazla tolerans gösterdiler. O tarihte subaylar çok az maaş alırlardı. Sivil elbisesi olmadığı için subaylar, ellerinde file üniformaları içinde pazara alışverişe giderlerdi.

Başbakan Adnan Menderes, “ben orduyu yedek subaylarla da idare ederim” demişti. Genç kurmay subaylar buna çok kızdılar ve ülkeyi yönetmeye karar verdiler. Nedense Taksim’in göbeğine büyük bir süngü diktiler. Sonra birbirine düştüler. O tarihte ben de askeri öğrenci olarak Ordunun üniformalı bir bireyi idim, öyleyse ben de darbeciydim.

27 Mayıs öncesinden, aklımda kalan anı şuydu; Bir gün Başbakan Adnan Menderes, okulu ziyaret edecekti. Sabah erkenden tören kıyafetleri ile bizi deniz kıyısına dizmişlerdi. Hava soğuktu, Boğazdan esen rüzgar sertti. Öylece saatlerce beklemiştik. Saatler sonra, Başbakanın gelmekten vazgeçtiği haberi ulaşınca, aynı zamanda tören kıtası komutanı olan sınıf subayımız, Başbakana, yüksek sesle ağır bir küfür göndermişti, bu hepimizin hoşuna gitmişti, Başbakana küfür eden sınıf subayı gözümüzde yücelmişti.

NE OLUP BİTTİĞİNİ BİLMEDEN,22 ŞUBATÇI OLUYORDUM

Benim en ciddi darbeciliğim 22 Şubat’ta gerçekleşti. Bu darbe girişimini 22 Şubatta Harp Okulunda yaşadım. Talat Aydemir, bizi uzaktan izleyen, konuşmayan, saçlarını ortadan ayıran bir kurmay albaydı ve bizim komutanımızdı.

Bir akşam bize silah ve mermi dağıttılar, koğuşlarda beklemeye başladık. Neden beklediğimizi, ne yapacağımızı bilmiyorduk. Sabaha kadar bekledik. Talat Aydemir’e yakın bazı öğrenciler varmış, onlar biliyormuş ne olduğunu. Ama ben ne olup bittiğini bilmeden, 22 Şubatçı oluyordum. Bir kurmay albay devlete başkaldırmıştı. Sabaha doğru silahları, mermileri geri aldılar, bizi evlerimize yolladılar.

İsmet Paşa Talat Aydemir’i affetmişti. Harp Okulu’nun Ankara’da yürüyüş yaptığı günlerde Talat Aydemir sivil kıyafeti ile Sıhhiye’de dikilirdi, biz bütün Harp Okulu, Sıhhiye’de tören adımı ile onu selamlayarak geçerdik.

İsmet Paşa, 22 Şubat için, ‘’Harbiyeli aldatıldı’’ demişti. Bizim arkadaşlar İsmet Paşa’ya çok kızmıştı. Taksim anıtına ‘’Harbiyeli aldanmaz’’ yazılı çelenk bıraktılar. Benim haberim olmamıştı, olsaydı belki ben de giderdim çelenk koyma törenine. Yıllar sonra bir sınıf arkadaşımızın cenaze töreninde, çelenk koyanlardan birine sormuştum, “Yine aynı fikirde misin, 22 Şubatta Harbiyeli aldatılmadı mı?” demiştim. “Yok ya, aldatılmışız…” diye cevap vermişti.

12 EYLÜL’Ü ABD’Lİ ASKERDEN NASIL ÖĞRENDİM

21 Mayısta kıtadaydım Sarıkamış’ta, gelişmeleri uzaktan izledim.12 Eylül’e kadar uzanan süreçte, görevimizin başında, geçim derdindeydik. Olup bitenlerin pek de takip edemedik.

12 Eylülde Napoli’de NATO görevinde idim. Sabah işe gittiğimde, gece nöbetinden çıkan Amerikalı zenci kadın çavuş, elinde gece gelen mesajlar, beni durdurdu ve “Sir, dün gece Türkiye’de ordu darbe yapmış, darbe ne demek” diye sordu. Onun sözlüğünde darbe sözcüğü yoktu ve anlamını bilmiyordu. Bu Amerikalı kadın çavuşun, küçük rütbesi nedeni ile kendi derin devletinin değişik ülkelerde, değişik zamanlarda darbeler yaptırarak yönetimleri değiştirdiğini bilmesi mümkün değildi. Ben de 12 Eylül’de darbe olduğunu böylece öğrenmiş oldum.

12 Eylül’ün darbeci paşaları, bize Atatürk’ün ilkelerini ezberlettiler, kendileri Amerika’nın Ilımlı İslam projesinin peşinden gittiler.

28 Şubat sürecinde emekli idim ve gelişmeleri uzaktan izledim. 28 Şubat denilince aklıma her zaman ilk gelen, o zaman Batı Çalışma Grubunun kurulmasını emreden dönemin Genelkurmay Başkanının yargıda “Benim Batı Çalışma Grubundan hiç haberim yok” demesiydi.

Daha sonra Orduya darbe süreci başlatıldı.

BİR AMERİKALI DOSTUNUZU ARAYIN VE SORUN

Bu darbe sürecinde sahte “Balyoz” darbe planı kullanıldı. Bu gün, iktidarın yıldız gazetecilerinden olan, o zaman Taraf adlı sözde gazetede yazan, şartlara göre esneme yetenekli görevli kişi ile bir televizyon programında karşı karşıya gelmiştik. Sözde Balyoz darbe planının ayrıntıların anlatıyordu. “Planı gördün mü” diye sordum. Şaşırıp “Hayır” diye cevap vermişti. “Nerden biliyorsun planı o halde” demiştim. “Gazetede okudum” demişti. Okuduğu gazete zaten bu amaçla yayın yapan Taraf gazetesi idi. Moderatör nedense bu konuşmayı sessizce izlemişti.

Orduya darbe sürecinde, bavulcu Baransu kanalların reyting fırlatma uzmanı idi. Tembihli moderatörler, son sözü hep Baransu’ya verirdi; hep “Sen ne düşünüyorsun Baransu” denirdi.

O zaman biz kim FETÖ’ye, kim iktidara çalışırdı bilemezdik. Televizyon kanallarında işbirliği içindeydiler, AKP hedef yapılıncaya kadar. O dönemde, FETÖ polis ve savcılarından aldığı sahte belgelerle, “askeri vesayeti sona erdirme (!)” görevini başarı ile yapan ve bu gün hala bir televizyon kanalında yıldız gibi parlayan, kadrolu hanım kızımız, edindiği tecrübe ile artık güncel darbe konusunu da yorumlayabilir.

15 Temmuz hakkında konuşmak için beklemek gerekir…

Gelelim güncel darbe tartışması konusuna. Uzun darbeler sürecinin tecrübeli bir bireyi olarak, bu konuda şunu ifade etmek isterim; Eğer, gerçekten böyle bir kaygınız varsa, kendinizi yormayın, bir Amerikalı dostunuzu arayın ve sorun. En iyi onlar bilir Türkiye’de darbe olup olmayacağını; ne zaman, kimin kime karşı darbe yapacağını…

SON SÖZ:

En iyi darbe, hiç düşünülmemiş, gündeme getirilmemiş darbedir.

DARBE DÖNEMİNE AİT UNUTULMAZ GÖRÜNTÜLER..

12 Eylül 1980 darbesinde 650 bin kişi gözaltına alındı, 230 bin kişi yargılandı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

Odatv.com – Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top