BİLİM & TEKNOLOJİ

KORONAVİRÜS TESPİTİNDE YÜZDE 99 ORANINDA TUTARLI OLAN ANTİKOR TESTİ, ‘CE BELGESİ’ ALDI!

TEST, KİŞİLERDE BELİRTİLERİN BAŞLAMASINDAN 14 GÜN SONRA YÜZDE 99’UN ÜZERİNDE DOĞRU SONUÇ VERİYOR…

YÜZDE 99 DOĞRULUK PAYINA SAHİP YENİ ANTİKOR TESTİNİN AVRUPA GENELİNDE KULLANIMI İÇİN ONAY VERİLDİ

Yeni laboratuvar testi, virüse karşı bağışıklık geliştiren Kovid-19’lu kişilerin tespitine yardımcı olacak

ANTİKOR TESTİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR

Birleşik Krallık’taki (BK) Abbott adlı küresel şirket:

”Laboratuvar bazlı söz konusu testin milyonlarca adedinin dağıtımı mayıs sonuna kadar Avrupa genelinde yapılması bekleniyor..

Şirketimizin tanı testine AB güvenlik kurallarına uyumlu olduğunu belirten CE işareti verildi. Böylelikle test BK’daki laboratuvarlarda Kovid-19 bulaşan kişilerin ürettiği antikorların tespiti için kullanılabilecek..

Test, vücudun koronavirüs enfeksiyonu halinde ürettiği ve aylarca, belki yıllarca vücutta kalabilen IgG proteinini tespit ediyor.”

ABBOTT TESTİ, BİRLEŞİK KRALLIK LABORATUVARLARINDA MEVCUT CİHAZLARDA DA KULLANILABİLİYOR

Şirket testin, kişilerde belirtilerin başlamasından 14 gün sonra yüzde 99’un üzerinde bir hassasiyetle doğru sonuç verdiğini öne sürdü.

Antikor testi koronavirüs bulaşan ve bağışıklık geliştiren hastaların teşhisinde önemli bir yer tutuyor. Bu, hastaların yanı sıra başta Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) çalışanları ve diğer hayati alanlardaki görevlilerin işlerine geri dönmelerine imkan tanıyacak.

Birleşik Kırallık hükümetinin 23 Mart’ta uygulanmaya başlayan tecritten çıkabilmesi için alacağı önlemler arasında, hem enfekte hem de iyileşmiş koronavirüs hastalarına yaygın test yapılması muhtemelen önemli bir yer tutacak.

Teste ilişkin açıklamada bulunan Abbott Kuzey Avrupa Teşhis Birimi Genel Direktörü Mike Clayton:

“Abbott, bu pandemiyle mücadeleye yardımcı olabilmek için Kovid-19 testlerini mümkün olan en hızlı biçimde piyasaya sürmeye odaklanmış durumda..

Virüsün kime bulaştığının tespitinde yardımcı olacak antikor testlerimizi hemen sağlayabilmekten gurur duyuyoruz. Böylece hayat dolu günlere geri dönerken büyük güven içinde olacağız. Testin BK’da kullanılmasını sağlamak için NHS, halk sağlığı kurumları ve ülke genelinde özel laboratuvarlarla işbirliği içindeyiz.”

Avrupa’daki antikor testi üretim kapasitesini önemli ölçüde artıran Abbott, yakın gelecekte uygulanabilir antikor testi çeşitlerini artırmak amacıyla IgM antikorunun tespiti için de test geliştireceğini açıkladı.

Downing Street’te dün düzenlenen günlük basın toplantısında konuşan Birleşik Krallık Sağlık Bakanı Matt Hancock:

”An itibarıyla 65 yaş üstü kişiler ve aileleriyle, çalışmak için evden dışarı çıkmak zorunda kalıp koronavirüs belirtileri gösteren kimselerin test için uygun olduğunu söyleyebilirim..

Belirti göstermeseler bile bakım evi sakinleri ve çalışanlarıyla asemptomatik NHS hastaları ve çalışanları da testlere ulaşabilecek.”

Evde yapılan test kitlerine olan talep arzı geçerken, kitlerin siparişlerinin verildiği hükümete ait internet sitesi birkaç saat içinde kapatılmak zorunda kaldı.

Pazartesi sabah 9:10 itibarıyla hayati işlerde çalışanlar artık sipariş veremiyor. BirleşikKrallık’da test sipariş sistemi üst üste 4 gündür açıldıktan birkaç saat içinde hizmet veremez hale geliyor.

Cuma günü sistemin açılışından sonra yaklaşık iki dakika içinde tüm test kitleri tükendi. Cumartesi günü sabahıysa sistemin açılışından 15 dakika sonra hiç kit kalmadığı belirtildi.

BİLİM İNSANLARI SENTETİK ANTİKORLAR GELİŞTİRDİ!

Araştırmacılar:

“Yaklaşımımız bunyavirüslere, diğer virüs enfeksiyonlara ve kanserin de arasında bulunduğu diğer bazı hastalıklara yönelik tedavi edici ilaçların geliştirilmesine yardımcı olabilir..

Lamadan elde edilen antikorları bir araya getirerek farede ölümcül hastalıkların hem önlenmesini hem tedavi edilmesini sağladık.”

WAGENİNGEN ÜNİVERSİTESİ VİROLOGLARI

”Normalde bakterilerin vücudun bir kısmına yapışarak kendilerini çoğaltmak için kullandıkları ‘bakteriyel süper yapıştırıcılarla’ üretilen sentetik antikorlar, öldürücü virüslerin etkisiz hale getirilmesinde kullanılabilir..

Öncülük ettiğimiz yeni araştırmada, bu parçacıklardan, yeni ortaya çıkan virüslerin yanı sıra diğer hastalıklara yönelik destekleyici tedaviler için de yararlanılabiliceğiz.”

HANTAVİRÜSLER

Bilim insanları, hantavirüsleri de içinde barındıran bunyavirüs ailesine odaklandı.

Bu ailedeki virüsler genellikle sivrisinek benzeri böcekler aracılığıyla taşınıyor ve hem insan hem de hayvan sağlığı üzerinde yıkıcı etkilere sahip olabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu aileden Rift Vadisi ateşi gibi bazı virüslere, önlemler yetersiz kalırsa insanlar arasında epidemiye neden olabilecekleri için öncelikli hastalıklar listesinde yer veriyor.

Hollanda’daki Wageningen Biyoveterinerlik Araştırma Merkezi’nden (WBVR) araştırmanın başyazarı Paul Wichgers Schreur:

”Antiviral ve antikor tedaviler, yeni ortaya çıkan ve hayati risk barındıran virüs enfeksiyonlarına karşı savaşın aşılardan sonra en etkili araçları olarak değerlendiriliyor..

VHH ismi verilen belirli antikorların çocuklarda solunum yolu virüslerini etkisiz hale getirmek için büyük umut vaat ettiği gösterildi. Biz de aynı antikorların yeni ortaya çıkan bunyavirüslere karşı etkili biçimde kullanılıp kullanılamayacağını inceledik..

İnsanda ve diğer hayvanların çoğunda antikorlar, genellikle dört protein ‘zincirinin’ bileşiminden oluşuyor: İki ağır ve iki hafif zincir. Ancak devegillerde bulunan ve yalnızca tek ağır zincirden oluşan VHH antikorları daha küçük ve patojenlere insan antikorlarının bağlanamadığı şekillerde bağlanabiliyor. Dahası, VHH antikorlarının tek zincirli yapıları, birleştirilerek çok işlevli karmaşık yapıların üretilmesine de imkan tanıyor.”

LAMARA VERİLEN VİRÜS VE SAĞLANAN BAĞIŞIKLIK

Araştırmacılar, virüsün bulaşma mekanizmasının önemli bir kısmı olan glikoprotein çıkıntıları hedefleyen VHH’ler üretmek için lamalara bunyavirüs ailesinden Rift Vadisi Ateşi Virüsü (RVFV) ve Schmallenber Virüsü (SBV) parçacıkları verdi ve bağışıklık geliştirmelerini sağladı.

Virologlar, RVFV’ye ve SBV’ye karşı üretilen VHH antikorlarının bu virüslerin glikoprotein yapısındaki farklı bölgeleri tanıyacak şekilde oluştuğunu gördü.

Bu VHH antikorlarını izole ederek deney tüplerinde de virüsü etkisiz hale getirip getiremeyeceklerini görmek isteyen araştırmacılar, VHH’lerin tek başına işlevsiz olduğunu gözlemledi. İki farklı VHH’yi bir araya getirmek SBV’ye karşı görece daha iyi bir etkisizleştirme etkisi gösterirken, RVFV’ye karşı bu da etkili olmadı.

Bu sorunu çözmek isteyen ekip, çok sayıda VHH’yi birbirine yapıştırarak tek bir antikor kompleksi üretmek için bakterilerden elde edilen “süper yapıştırıcıyı” kullandı. Ürettikleri VHH antikor kompleksi iki virüsü de etkili bir şekilde devre dışı bırakabildiği görüldü. Bu da virüsün glikoprotein çıktısının birden fazla bölgesine aynı anda bağlanması mümkün kılıyordu.

Hakemli bilim dergisi eLife’de yayımlanan makaleye göre:

Ekip lamada tek zincirli ürettikleri ve ardından “süper yapıştırıcılarla” bir araya getirdikleri farklı antikor yapılarını virüs bulaştırdıkları fareler üzerinde denedi.

Üniversitenin internet sitesinde aktarılana göre deney, en başarılı VHH antikor kompleksini ortaya çıkardı. Ayrıca tedavinin ölümü engelleyebildiği ortaya çıktı ve söz konusu farelerin kanlarındaki virüs seviyesinde tedavi edilmeyenlere göre belirgin bir azalış görüldü.

DOĞAL ANTİKOR VE İNSANLAR

Bu antikorların insanlarda en iyi şekilde çalışması için insandaki doğal antikorların tüm işlevlerini sağlayabilmesi gerekiyor.

Bu nedenle bilim insanları araştırmanın son kısmında lamada üretilen ve insandan alınan antikorları bir araya getirerek yeni kompleksler oluşturdu.

Oluşturulan kompleksler farelere hastalık öncesi verildiğinde ölümcül hastalığı yüzde 80 oranında önleyebilirken fareler hasta edildikten sonra verildiğinde de ölüm oranını yüzde 60 azalttı.

Araştırmanın kıdemli yazarı ve Wageningen Üniversitesi’nin Viroloji Laboratuvarı profesörlerinden Jeroen Kortekaas:

“Yüksek etkili virüs yok edici kompleksler geliştirmek için VHH’nin faydalı özelliklerinden bakteriyel süper yapıştırıcılarla bir araya getirerek yararlandık..

Yaklaşımımız bunyavirüslere, diğer virüs enfeksiyonlara ve kanserin de arasında bulunduğu diğer bazı hastalıklara yönelik tedavi edici ilaçların geliştirilmesine yardımcı olabilir.”

”VAKALAR AÇIKLANANDAN DAHA FAZLA”

Los Angeles’ta yapılan antikor testleri Kovid-19 vakalarının açıklanandan daha fazla olduğuna işaret ediyor

Bu verilerin hastalığın daha az ölümcül olduğuna işaret edebileceği ifade edildi

Güney Kaliforniya Üniversitesi ve Los Angeles Belediyesi’nin halk sağlığı yetkilileri:

”Antikor testlerinin ilk sonuçlarını yayımladık. Testlerden elde edilen veriler çok fazla sayıda bölge sakininin koronavirüse yakalandığına işaret ediyor.” 

Vaka sayılarının daha fazla olduğu tespit edilse de, ölüm oranı Los Angeles Belediyesi’nin daha önce düşündüğünden daha düşük.

Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 4,1’inin vücudunda virüse karşı antikor bulunduğu tahmin ediliyor.

Yetişkin nüfusunun yüzde 2,8 ile 5,6’sı arasında bir oranın vücudunda antikor olduğuna işaret ettiği belirtildi. Bu da bölgedeki yaklaşık 221 bin ile 442 bin arasındaki bir yetişkin toplamının virüse yakalandığını gösteriyor. 

Bu sayıların, bölgede nisan başında gerçekleştirilen çalışmadaki 7 bin 994 doğrulanmış Kovid-19 vakasına kıyasla 28 ile 55 kat daha fazla olduğu ifade edildi. Bölgedeki Kovid-19’la ilişkili olarak gerçekleşen ölümlerin 600’ü geçtiği aktarıldı.

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde kamu politikası profesörü ve çalışmayı yöneten Neeraj Sood:

“Sadece belirtileri gösteren kişileri teste tabi tuttuğumuz ve testlerin ulaşılabilirliği sınırlı olduğu için bölgemizdeki Kovid-19 enfeksiyonlarının gerçek boyutunu bilmiyoruz..

Tahminler ayrıca hastalığa dair beklentileri yeniden şekillendirmemiz ve halk sağlığı stratejilerini yeniden düşünmemiz gerektiğine işaret ediyor olabilir.”

Los Angeles Belediyesi halk sağlığı departmanının direktörü Barbara Ferrer:

“Bu sonuçlar pek çok kişinin farkında olmadan enfekte olduğuna ve virüsü başkalarına bulaştırma riskiyle karşı karşıya olduğuna işaret ediyor olabilir. Fakat sonuçlar aynı zamanda enfeksiyon kapan kişiler arasındaki ölüm riskinin daha önce düşünülenden daha düşük olduğuna işaret etse de, Kovid-19’la ilişkili ölümlerin sayısının her gün artmaya devam etmesi gayretli önleme ve kontrol çabalarına ihtiyaç duyduğumuzun altını çiziyor.”

DSÖ UYARIYOR

”Antikor testlerinin koronavirüs bağışıklığını gösterdiğine dair herhangi bir kanıt yok”

Antikorların Kovid-19’a karşı ne kadar süre bağışıklık sağladığı konusunda da araştırmalar devam ediyor

Uzmanlar daha önce vücudunda antikor bulunan kişilerin kanınndan elde edilen plazmaların bağışıklığı kuvvetlendirmek için kullanılabileceğini belirtmişti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ):

”Kovid-19’a karşı insan vücudunda üretilen antikorların varlığını saptayan testlere dair..

Bu tip serolojik testler, bir kişinin bağışıklık kazanıp kazanmadığı ya da tekrar enfekte olma konusunda artık risk altında bulunup bulunmadığına dair net herhangi bir kanıt göstermedi.”

DSÖ’nün Kovid-19’a karşı mücadele ekibinin lideri Dr. Maria Van Kerkhove:

“Antikor testleri mevcut seroloji düzeyini, antikor düzeyini ölçebilecek fakat bu kanında antikor bulunan kişilerin hastalığa karşı bağışıklık kazandığı..

Bahsi geçen serolojik ya da antikor testleri kişinin daha önce Kovid-19’a yakalanıp yakalanmadığını, belirtileri gösterip göstermediğini ya da iyileşip iyileşmediğini gösterebileceği.”

John Hopkins Üniversitesi’nin derlediği veriler, 2,1 milyon koronavirüs vakasının 560 binden fazlasının iyileştiğini gösteriyor. Fakat, bulaşıcı hastalık uzmanları toplam vakaların sayılarının tespit edilemeyen kişiler ve test konusunda sıkıntı yaşayan ülkeler olduğu gerekçesiyle çok daha fazla olabileceğini belirtiyor. 

Dr. Kerkhove, DSÖ yetkililerin pek çok ülkede bu testlerin bağışıklık ölçümü için kullanılabileceğini belirttiğini keşfettiğini söyledi. 

DSÖ’nün Cenevre’deki genel merkezinde gerçekleştirilen basın toplantısında Dr. Kerkhove:

”Bu testler antikor seviyesini tespit etmek için kullanılacak. Bu virüs tarafından enfekte olmasının ardından bir ya da iki hafta sonra vücudun verdiği bir tepki..

Şu anda serolojik testlerin kullanımının kişinin bağışıklık kazandığını ya da ikinci kez enfeksiyondan korunduğunu gösterebildiğine dair herhangi bir kanıta sahip değiliz.”

DSÖ’nün Acil Durum Komitesi Başkanı Dr. Mike Ryan:

”Enfeksiyonu geçiren kişilerin vücudunun ürettiği antikorların ne kadar süre bağışıklık sağladığına dair bilim insanlarının çalışmaları devam ediyor..

Hiç kimse vücudunda antikor bulunan kişilerin hastalığı kapma ya da hastalığa tekrar maruz kalma konusunda tamamen korunduğuna dair emin değil. Ayrıca testler yanlış sonuçlar veriyor da olabilir..

İyileşme ve yeniden enfekte olma açısından cevaplara sahip olmadığımızı düşünüyorum. Bu bilinmeyen bir konu.”

ÇİN’DE KOVİD – 19 GEÇİRİP İYİLEŞENLER ARAŞTIRILDI

Vakaların yüzde 8’inde antikor bulunamadı

Çinli bilim insanlarının iyileşen 130 Kovid-19 hastasıyla gerçekleştirdiği yeni bir çalışma, virüse karşı bağışıklık geliştirenlerin oranına yönelik soru işaretleri doğurdu.

Henüz yayımlanmamış ve hakem onayından geçmemiş çalışmada, SARS-CoV-2 virüsünün neden olduğu Kovid-19 hastalığına karşı kişilerin vücutlarının farklı düzeylerde antikor ürettiğini ortaya koydu.

Kanda bulunan teşhis edilebilir düzeydeki antikorların vücudun hastalığa karşı bağışıklık geliştirdiğini gösterdiği aktarıldı. 

Fakat bahsi geçen çalışmaya katılan hastaların yaklaşık yüzde 8’inde fark edilebilir herhangi bir antikor oluşmadığı belirtildi. 

Çalışmayı gerçekleştiren araştırma ekibini yöneten Huang Jinghe:

“Bunun sürü bağışıklığı açısından ne anlama geldiğini anlamak için dünyanın geri kalan bölgelerinden daha fazla veriye ihtiyacımız var.”

Öte yandan, üretilen antikor düzeyiyle hastaların yaşının bağlantılı olduğu ifade edildi. İyileşen orta yaşlı ve yaşlı hastaların daha yüksek düzeyde antikor ürettiği belirtildi. Tespit edilebilir düzeyde antikor üretmeyen 10 hastadan 9’unun 40 yaşında ya da daha genç olduğu ifade edildi. 

Antikorların virüse nasıl etki ettiğini bulmanın hem aşı geliştirilmesi hem de muhtemel sürü bağışıklığı için önemli içerikleri olacağı ifade edildi. 

Şanhay’da bulunan Fudan Üniversitesi’ndeki araştırmacıların Şanhay hastanelerinde iyileşen ve “hafif” belirtiler gösteren 175 koronavirüs hastasından kan örneği aldığı belirtildi. Durumu ciddi hastalara iyileşmeleri için kan nakli yapıldığı gerekçesiyle onlardan kan örneği alınmadığı belirtildi. 

Bilim insanlarının yaşları 16 ile 68 arasında değişen katılımcıları üç gruba ayırdığı ifade edildi: Yaşlı (60-85), orta-yaşlı (40-59) ve genç (15-39).

Çalışmada hastaların, hastalığın başlamasından yaklaşık 10 ile 15 gün sonra antikor ürettiği belirtildi. 

Her bir hastada antikorların seviyelerini ölçen bilim insanları, iyileşen yaşlı insanların daha genç hastalardan önemli ölçüde daha fazla antikor geliştirdiğini ortaya koydu. Fakat hastaların hastanede kalma süresinin uzunluğunda herhangi bir fark olmadığı ifade edildi. 

Araştırmacılar:

“Sonuçlar yüksek seviyedeki antikorların yaşlı ve orta yaşlı hastaların iyileşmesinde yardımcı olabileceğini ve virüslerin temizlenmesinde kullanışlı olabileceğine işaret ediyor.”

Araştırmacılar tespit edilebilir düzeyde antikor üretmeyen 10 hasta için, “T hücrelerini ve sitokinleri içeren diğer bağışıklık tepkilerinin iyileşmede etkili olmuş olabileceğini” belirtti. 

T hücrelerinin bağışıklık tepkisine yardım eden bir çeşit beyaz kan hücresi olduğu ve sitokinlerin de hücrelerin enfeksiyonlarla mücadele için oluşturduğu moleküller olduğu ifade edildi. Ancak çok fazla sitokin üretilmesinin de iltihaplanmaya yol açabileceği belirtildi. 

Öte yandan bilim insanları antikorların geliştiği hastalarda bunların etkisinin ne kadar süreceğine dair  net bir bilginin olmadığını ifade ediyor. 

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe için çeviren: Umut Can Yıldız

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independen

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top