GENEL

‘İSVİÇRELİ BİR DOKTORDAN COVİD-19 ÜZERİNE’

BEN ‘İTALYA’ DİYEYİM SEN İSTANBUL ANLA!

İSVİÇRELİ DOKTOR BAKIN NE DİYOR…

2016 yılında bağımsız araştırmacıların bir araya gelerek kurduğu Swiss Propaganda Research (SPR), “İsviçreli Bir Doktordan Covid-19 Üzerine” başlıklı bir araştırma yayımladı.

SPR:

”İsviçreli bir tıp doktoru, okurlarımızın gerçekçi bir risk analizi yapabilmeleri için mevcut durumla ilgili bilgileri sağlamaktadır.”

‘KRONİK HASTALIKLARDAN MI ÖLDÜKLERİ HENÜZ AÇIK DEĞİL

İtalya’daki durum şöyle özetlendi:

”İtalyan Ulusal Sağlık Enstitüsü İSS’nin yayınladığı son verilere göre, İtalya’da testleri pozitif çıkmış ve ölmüş olan kişilerin ortalama yaşı yaklaşık 81’dir. Ölenlerin %10’u 90 yaşının üzerindedir. %90’ı ise 70 yaşının üzerindedir..

Ölenlerin %80’i, iki ya da daha fazla sayıda kronik hastalıktan muzdarip kişiler olmuştur. Bu kronik hastalıklar, özellikle kalp-damar hastalıkları, diyabet türleri, solunum yolu hastalıkları ve kanseri içermektedir..

Ölenlerin %1’inden daha azı sağlıklı insanlardır; yani daha önceden kronik hastalıklara sahip olmayan kişilerdir..

Ölenlerin yalnızca %30 kadarı kadındır..

İtalyan Ulusal Sağlık Enstitüsü, koronavirüsünden ölenler ile koronavirüsü taşıyarak ölenler arasında da bir ayırım yapmaktadır..

Birçok vakada insanların virüsten mi, daha önceden sahip oldukları kronik hastalıklardan mı yoksa ikisinin bileşiminden mi öldükleri henüz açık değildir.”

‘TEST SONUCU POZİTİF ÇIKAN GENÇLERİN ÖNCEDEN VAR OLAN HASTALIKLARI VARDI

İsviçre’den örnek veren doktor, gençlerdeki duruma ise şöyle dikkat çekti:

”Test sonucu pozitif çıkan gençlerin önceden var olan hastalıkları vardı. Örneğin 21 yaşındaki İspanyol futbol koçu öldüğünde test pozitifti ve uluslararası manşetlere taşındı. Ancak doktorlar tipik komplikasyonları şiddetli pnömoni-zatürre içeren fark edilmeyen lösemi teşhisi koydu..

Hastalığın tehlikesini değerlendirmedeki belirleyici faktör, medyada sık sık bahsedildiği gibi, test pozitif kişilerin ve ölenlerin sayısı değil, aslında beklenmedik şekilde gelişen veya zatürreden ölen (aşırı mortalite-ölüm) insanların sayısıdır. Şimdiye kadar bu değer çoğu ülkede çok düşük kalmaktadır..

İsviçre’de bazı acil servisler çok sayıda kişinin test yaptırmak istemesi sebebiyle dolmuştur. Bu da mevcut durumun ilave olarak psikolojik ve lojistik (hizmetin ve bilgi akışının çıkış noktasından varış noktasına kadar taşınması) bileşenine işaret etmektedir.”

WUHAN KENTİNDEKİ AŞIRI KIŞ KİRLİ HAVA FAKTÖRÜ

İsviçreli doktor, artan ölümlere şöyle işaret etti:

”Yeni bir epidemiyolojik çalışma (baskı öncesi), Çin’in Wuhan şehrinde bile Covid-19’un ölüm oranının sadece % 0.04 ila % 0.12 arasında ve dolayısıyla yaklaşık % 0.1’lik bir ölüm oranına sahip mevsimsel gripten daha düşük olduğu sonucuna varıyor..

Covid-19’un aşırı bir şekilde abartılan ölümcüllüğünün bir nedeni olarak, araştırmacılar başlangıçta Wuhan’da sadece az sayıda vakanın kaydedildiğinden şüpheleniyor, çünkü hastalık muhtemelen birçok insanda asemptomatik veya hafifti..

Çinli araştırmacılar, Wuhan kentindeki aşırı kış kirli havanın pnömoni patlamasında nedensel bir rol oynadığını savunuyorlar..

Bununla ilgili olarak 2019 yazında, kötü hava kalitesi nedeniyle Wuhan’da halk protestoları gerçekleştiğinin altını çizmek gerekmektedir.”

ALMANYA’DAN GELEN EN SON İSTATİSTİKLER

İsviçreli Doktor:

“Almanya’dan gelen en son istatistiklere göre, pozitif çıkan testlerin sonucunda ortaya çıkan ölümlerin ortalama yaşı yaklaşık 83’tür..

Bu vakaların çoğunda önceden var olan ve ölüme sebep olabilecek sağlık kondisyonu belirlenmiştir.”

İTALYADA GELİŞEN ‘CİDDİ ZATÜRRE VAKALARI’

İsviçreli Doktor:

”İtalyan doktorlar, geçtiğimiz yılın sonunda İtalya’nın kuzeyinde ciddi zatürre vakalarına rastlamış olduklarını bildirmişlerdir. Buna rağmen, genetik analizler şu anda Kovid-19 virüsünün İtalya’da sadece bu yılın Ocak ayında ortaya çıktığını gösteriyor..

Bir viroloğa göre, ‘Bu yüzden İtalya’da Kasım ve Aralık aylarında tanısı konulan ciddi zatürre vakalarının başka bir patojenden kaynaklanmış olması gerekir.’ Bu ise yine, Kovid-19 virüsünün veya diğer etkenlerin İtalya’da yaşananlarda gerçekten nasıl bir rol oynadığı sorusunu ortaya getirmektedir.”

BEN ‘İTALYA’ DİYEYİM SEN İSTANBUL ANLA!

Gazeteci-Yazar Soner Yalçın, Corona virüse ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme almıştı.

Soner Yalçın:

“Corona virüsü (COV 19) tek başına ölüm sebebi değil. Ölüm, birbiriyle bağlantılı nedenler zinciriyle gerçekleşir.

O halde…

Dünya çapında Corona virüsle ilişkili ölüm istatistikleri hata içeriyor mu? İnsanların (diğer faktörlerden bağımsız) ölümlerinin sebebi salt COV-19 olur mu? Hayır…

COV -19’un gerçekte kaç ölüme neden olduğunu belirlemek için, en azından geçmişe dönük tıbbi kayıt analizlerinin yapılıp yapılmadığını bilmek gerekir. Buna dair resmi bilgi yok.

Yani ısrarla COV-19 bulunan ama kalp krizinden ölen kişi ‘Corona virüsünden öldü’ diye açıklanıyor!

Mesela… Bağışıklık sistemi çökmüş/çökertilmiş kronik hastaların ölümleri enfeksiyon salgın kaybı olarak gösteriliyor..

İtalya’dan örnek vereyim:

COV 19 ölümleri İtalya’nın zengin kuzeyinde canlar aldı. Bunda bu bölgede son yıllarda artan hava kirliliğinin etkisi yok mu? Çok var. Ki bu durumun, her yıl farklı virüs kaynaklı ortalama 8-10 bin arası ölüme neden olduğu biliniyor…

Ben ‘İtalya’ diyeyim sen İstanbul anla!

Sadece hava kirliliği değil; endüstriyel beslenmeden ilaç yan etkilerine kadar onlarca sebep vücudu zayıf bırakıyor.

Ve aslında COV-19 bizlere ayna tutuyor:

Bedenler nasıl savunmasız bırakıldı/ (ve aslında) bıraktırıldı?

Niyetim virüsün tehlikelerini küçümsemek değil. Ama Corona virüs ailesi uzun süredir dünyada dolaşıyor; ve çoğunuz farkında olmadan iyileşiyorsunuz.”

COV-19 öldürmüyor. COV-19 sesini duyurmaya çalışıyor: -‘Sizi ben değil, siz kendinizi öldürüyorsunuz; bağışıklık sisteminizi koruyun!’

Evet hedef, hastalandırmamak olmalı.

Corona virüsü (COV-19) tek başına ölüm sebebi değil. Ölüm, birbiriyle bağlantılı nedenler zinciriyle gerçekleşir.

O halde…

Dünya çapında Corona virüsle ilişkili ölüm istatistikleri hata içeriyor mu? İnsanların -diğer faktörlerden bağımsız- ölümlerinin sebebi salt COV 19 olur mu? Hayır…

COV-19’un gerçekte kaç ölüme neden olduğunu belirlemek için, en azından geçmişe dönük tıbbi kayıt analizlerinin yapılıp yapılmadığını bilmek gerekir..

Buna dair resmi bilgi yok..

Yani ısrarla COV-19 bulunan ama kalp krizinden ölen kişi “Corona virüsünden öldü” diye açıklanıyor!

Mesela… Bağışıklık sistemi çökmüş/çökertilmiş kronik hastaların ölümleri enfeksiyon salgın kaybı olarak gösteriliyor. 

İtalya’dan örnek vereyim:

COV-19 ölümleri İtalya’nın zengin kuzeyinde canlar aldı. Bunda bu bölgede son yıllarda artan hava kirliliğinin etkisi yok mu? Çok var. Ki bu durumun, her yıl farklı virüs kaynaklı ortalama 8-10 bin arası ölüme neden olduğu biliniyor…

Ben “İtalya” diyeyim sen İstanbul anla!

Sadece hava kirliliği değil; endüstriyel beslenmeden ilaç yan etkilerine kadar onlarca sebep vücudu zayıf bırakıyor.

Ve aslında COV 19 bizlere ayna tutuyor:

Bedenler nasıl savunmasız bırakıldı/ (ve aslında) bıraktırıldı?

HANGİ TANSİYON

Niyetim virüsün tehlikelerini küçümsemek değil. Ama Corona virüs ailesi uzun süredir dünyada dolaşıyor; ve çoğunuz farkında olmadan iyileşiyorsunuz.

66 yaşındaki Fatih Terim evinde hastalığı atlatırken “ne olur ne olmaz” diye hastaneye gitti; karantinada kaldı ve sağlığına kavuştu.

Hemen hemen aynı yaştaki Prof. Cemil Taşçıoğlu ise hayatını kaybetti.

İkisi arasındaki fark ne?

Ne diyor Sağlık Bakanı Fahrettin Koca:

-“Tansiyon hastalarında ölüm oranı yüksek!”

Bu cümleye sorularla katkı sunayım:

-Tansiyon hastaları mı?

-Tansiyon ilacı kullananlar mı?

Bugün tansiyon ilaçları, üzerinde araştırmalar yapılan ve sonuçları hâlâ tartışılan sağlık sorunu… Tansiyon ilacının yan etkileri ne? Bedeni nasıl tahrip ediyor? Üzerinde çok durmamız gereken sorunları bize hiç konuşturmuyorlar…

Bakan Koca’ya sormak lazım; hangi tansiyon hastalığı?

Çünkü:

Neyin “sıkıntılı tansiyon” olduğu tanımı sürekli değiştiriliyor! Her geçen yıl “yüksek” tanımı daha küçük sayılara indirildi! Bu sebeple yeni hastalık kategorisi bile ortaya çıkarıldı: Prehipertansiyon! Bu da demektir ki; milyonlarca yeni insan hap kullanmaya başlayacak!

Tabii ki… Ciddi risk taşıyan insanlar var; tansiyon önemli… Diğer yandan, tanımı oldukça geniş tutarak sağlıklı insanların, “icat edilen hastalık” kategorilerine sokulduğu da gerçek! Bunları birbirine karıştıranların oyuncağı olmamak lazım. Hastalık çığırtkanlarının dayattığı her hapı yutmak vücudu ne hale getiriyor, ısrarla sorgulamak lazım…

Zaten COV 19 da “sorgula” diyor…

COV 19 SESİNİ DUYURAMIYOR

İlaç şirketlerinin son yıllarda en büyük tıbbi keşfi şu oldu:

Risk!

Herkesin, her an, her hastalığa yakalanma riski vardı. O halde… Hastalanmamak için ilaç almak şarttı! Ve risk alanı her geçen yıl büyütüldü!

Korku tacirliği yapanlara karşı bizlerin eli çok zayıf; güvenmek zorunda bırakılıyoruz. “İnsanoğlunun ömrü uzadı” gibi yalan yanlış istatistik verilerle oyalandırılıyoruz! Hastalıklarla yaşama süreci kaç kat arttı, üzerinde bile durulmuyor. Herkes hasta artık. Beden hastalıklarla baş edemeyecek kadar güçsüz…

İşte… COV 19 bu farkındalık için hayatımızda. Geçenlerde Prof. Hasan Şimşek makalesini gönderdi. COV-19 için “Devrimci Mikrop” tanımlaması yapıyor. Meselenin iktisadi boyutunu ele alıp bu başlığı kullanmıştı; ama umarım bu bakış açısı “modern” diye yutturulan tıp anlayışı için de geçerli olur!

COV 19 sesini duyurmaya çalışıyor:

-“Sizi ben değil, siz kendinizi öldürüyorsunuz; bağışıklık sisteminizi koruyun!”

Evet hedef, hastalandırmamak olmalı.

Bu nedenle “koruyucu tıp” diyoruz.

Israrla “iyi tarım” diyoruz.

Israrla “doğal beslenme” diyoruz.

Israrla “temiz hava, canlı su” diyoruz.

Endüstriyel gıdaları- ilaçları ve çevresel etkileri sorguluyoruz.

Odatv

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top