DÜNYA

HABERLERE KOVİD-19’LA SAVAŞ HAKİMKEN TRUMP ORTADOĞUDA BAKIN NELER YAPIYOR…

ŞANTAJA DEVAM!

ABD BAŞKANI BÖLGE ÇAPINDAKİ MÜTTEFİKLERİNE YÖNELİK ŞANTAJA BAŞLAMA FIRSATI YAKALADI.

Ve virüs hala Donald Trump’ın Ortadoğu’daki fenalıklarını örtüyor.

İlk önce Irak’tan kurnazca çekilişi..

Şimdi (kanlı Yemen Savaşı’nda Suudi Arabistan’ın eski müttefiki olarak adını şarkı ve destanlara yazan) Birleşik Arap Emirlikleriyle yaptığı rahat askeri tatbikatlar ve..

Afganistan’daki başkanlık mücadelesi Taliban’daki yeni ahbaplarıyla kurduğu bir anlaşmaya daha mani olabileceği için ülkeye yapılan yardımlardan 1 milyar dolar (yaklaşık 6,5 milyar TL) kesmesi..

Sonra bir de İran var…

Haydi şimdi Emirlikler’de inşa edilen ve ortak askeri tatbikat sırasında Emirlik askerleriyle ABD Deniz Piyadeleri’nin büyük yaygarayla saldırdığı tüm o çok katlı binalarıyla, otelleri, apartman kümeleri, hava kontrol kulesi, petrol rafinerileri ve merkez camiisiyle şu olağanüstü sahte-şehre bir bakalım.

Bu Hollywood tarzı destanı izleyen Associated Press muhabirine göre, Emirlik askerleri helikopterlerden halatlarla inerken, Deniz Piyadeleri “Basra Körfezi’ndeki dar sokaklarda sahte düşman güçlerini aradı.

Peki kimdi bu “güçler”?

Muhtemelen, İran..

Bu durumda, sahte cami muhtemelen Şii camisiydi, petrol rafinerileri muhtemelen güney İran’dakilerdi ve sokaklar İran’ın antik kentlerinden birindeki eski sokaklardı. Elbette Şiraz değil. Elbette İsfahan değil.

I. Deniz Seferi Kuvvetleri’nden Tuğgeneral Thomas Savage görünüşe bakılırsa İranlıların tüm bunları biraz şüpheli bulabileceğini düşünmüyordu. Adı kendi kolonyal mesajını taşıyor gibi görünen tatbikat Yerli Öfke Operasyonu (Operation Native Fury), her iki yılda bir yapılıyor.

Bahsi geçen Savage, “Tahrik edici mi?” diye sordu. “Bilmiyorum. Bölgedeki istikrarla ilgileniyoruz. Bunu kışkırtıcı olarak görürlerse, yani, bu onların sorunu. Bu bizim için yalnızca normal bir tatbikat.”

Amerikan silahlı kuvvetlerinin “bölgede istikrar” yaratmak için cami ve dar sokaklarla birlikte maket Müslüman şehirlerine hayali saldırılar düzenlemesinin “normal” olduğu konusunda hiç de emin değilim.

Elbette ki bu mevzubahis modelin Emirlik askerlerinin aynı savaşta Suudi müttefiklerine sırtlarını dönüp hızlıca sıvışmadan önce 4 yıl boyunca etrafındaki İran yanlısı Husi savaşçılarla karşı savaştığı Yemen şehirlerini temsil etmesi amaçlanmamıştı.

Dört bin ABD askeri, Diego Garcia ve muhtemelen Irak’taki yeni tahliye edilmiş üç Amerikan üssünden intikal ettikleri Kuveyt’ten yakın zamanda Birleşik Arap Emirlikleri’ne gönderilmişti.

General Savage askerleri arasında koronavirüs testi pozitif çıkan biri olmadığını ve askerlerinin tatbikat için yola çıktıktan sonra “dış dünyayla çok az temas kurduğunu” söyledi.

Farklı bir bağlamda, dış dünyayla (yani, gerçek dünyayla) çok az bağlantısı olan Trump da “bölgedeki” müttefiklerine şantaj yapmaya geri döndü.

O dünyanın büyük kısmı gittikçe yaklaşan veba-vari ölüm saplantısını sürdürürken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo aniden (ve kamuoyuna görünmeksizin) Afganistan’a yapılan yardımlardan 1 milyar dolar (yaklaşık 6,5 milyar TL) kesti ve işbirliğini daha da azaltma tehdidinde bulundu.

Bu Kovid-19’la da karşı karşıya olan bir ulus için hayli acı bir darbe (muhtemelen doğrulanan birkaç vakayı ve iki ölümü saçma bir küçümsemeyle göz ardı edebiliriz). Ama önce Amerika!

Trump ve Pompeo, gördüğünüz gibi, hem Eşref Gani hem de Abdullah Abdullah’ın son seçimlerde cumhurbaşkanı seçildiğini iddia ettikleri için çok, çok öfkeliler.

Çünkü bunu yaparak Washington ve Taliban arasında imzalanan ve Taliban’ın IŞİD’e, el-Kaide’ye ve Afganistan’da dolaşan diğer cihatçılara karşı savaşma sözüne karşılık tüm ABD güçlerinin geri çekileceği anlaşmayı tehlikeye atıyorlar. ABD ve bence “Talibanistan” dememiz gereken şey arasındaki mutabakat, iki rakip cumhurbaşkanının da itiraz ettiği karşılıklı mahkum değişimini de (bin hükümet askerine karşılık 5 bin Taliban üyesi) içeriyor.

Abdullah ve Beyrut’taki eski üniversitesinin “küresel düşünür” diye tanımladığı Gani, Ortaçağ’da yaşamış Farslı şair Sadi’nin sözlerini unutmuşa benziyor: 10 fakir insan bir halıda yaşayabilirken iki kral bir krallığa sığamaz.

Pompeo’nun neden üzgün olduğunu görebilirsiniz.

İki rakip papanın (ve, tahmin ediyorum ki, daha önceki rakip Roma imparatorlarının) aynı anda hakimiyetini ilan ettiği zamanlardan beri iki Bekçi Murtaza’nın (Panjandrum, hem görevi nedeniyle kendini abartan memur hem de iki paralel tekerlekten oluşan ve II. Dünya Savaşı’nda kullanılan araç anlamına gelir-edn) bu şekilde karşı karşıya kaldığını görmemiştik. Afganistan imparatorlukların mezarlığıysa, aynı zamanda sarayları, villaları, korumaları ve 4×4’leriyle yardım kesintisinden etkilenmeyecek yerel ağalar için kibir pınarıdır. Eğer bu iki adam anlaşmazlıklarına bir çözüm getirirse Pompeo ABD yaptırımlarının “yeniden gözden geçirileceğini” duyurdu, böylece bunun gerçekten de Trump için bir şantaj malzemesi olduğunu kanıtladı.

Ancak İran’ın ithalat yasaklarının Kovid-19’la mücadelesine köstek olduğuna dair (haksız sayılamayacak) iddialarına rağmen İran’a yönelik ABD yaptırımları kesinlikle  “yeniden gözden geçirilmeyecek”.

BM, yaptırımların İran’ın solunum cihazlarına ve sağlık çalışanları için koruyucu kıyafetlere erişimini kötü yönde etkilediğini ortaya koyan insan hakları raporlarına işaret ederek bu tür yaptırımların “acilen yeniden değerlendirilmesi” çağrısında bulunmuştu. 27 binden fazla bildirilen vaka ve 2 binden fazla doğrulanmış can kaybı olan İranlılar, çok daha fazla kurbanı örtbas etmiş olabilir ve bu, hatırlanmalıdır ki, Ukrayna yolcu uçağıyla bir Amerikan seyir füzesi arasındaki farkı söyleyemeyen (ve bu konuda iki gün boyunca yalan söyleyen) bir rejim. Açıkça yardıma ihtiyaçları var. Ancak Amerikan yaptırımları Ortadoğu’da koronavirüsten çok daha önemli.

Bu yüzden, ne yazık ki, İranlıların izzeti nefsi de öyle. Gerçekten de Trumpyen bir fantezinin ürünü olarak (ABD Başkanı virüsü hala “Çin” virüsü olarak adlandırıyor) Ayetullah Ali Hameney, görünüşe göre Çinli bir yetkilinin yorumlarından ilham alarak, Kovid-19’un Amerika’da insan eliyle yapıldığını ve ABD tıbbının virüsü daha fazla yaymanın “bir yolu olduğunu” öne sürdü. Bu tür bir saçmalık, BM’de başının üzerine bir halenin parladığını ve dinleyicilerin o konuşurken yarım saat boyunca göz kırpmadığını iddia eden eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’la yarışır. 80 yaşındaki muhterem, “Siz (Amerikalılar) doktor ve terapist diye birileirni gönderebilirsiniz; belki de buraya gelip bizzat ürettikleri zehrin etkisini görmek isteyeceklerdir ” dedi.

Bu saçmalığın ardından Pakistan Başbakanı İmran Han, belki de virüs geri çekilinceye kadar yaptırımları kaldırmak için hala “insani gerekçelerle” ABD’ye itiraz edebilecek tek bölgesel lider olarak kaldı. Söylemeye gerek bile yok, vaktini boşa harcıyordu.

Ve son olarak, ABD Deniz Piyadeleri’ne ait bir Osprey V-22 helikopteri geçen hafta Beyrut’taki ABD büyükelçiliği yerleşkesinden kalktı, İsrail’in vekil örgütü Güney Lübnan Ordusu milislerinin eski bir üyesi olan Amir Fakhuri’yi de taşıyordu. Şimdi ABD vatandaşı olan Fakhuri ailesini ziyaret etmek için geçen Eylül’de Lübnan’a döndü (Beyrut havalimanında üst düzey bir subay tarafından karşılandı) fakat eski mahkumlar, onun İsrail’in kötü şöhretli Hiyam hapishanesinin eski müdürü olduğu fark etti. Derhal Lübnanlı yetkililer tarafından mahkumlara işkence etmekle suçlandı ve askeri mahkemeye çıkarıldı.

Fakhuri, aleyhindeki tüm suçlamaları reddetti ve hala reddediyor. Daha sonra bir yargıç, yönetilen suçların 10 yıldan uzun süre önce gerçekleştiğini söylediğinde serbest bırakıldı. Beyrut’ta 4. evre lenfoma nedeniyle hastaneye giriş yapan Fakhuri, İsrail’in 2000 yılında Lübnan’dan çekilmesinin ardından sınırdan kaçmıştı. Askeri bir yargıç serbest bırakılmasına itiraz etti fakat Fakhuri yine de Lübnan’dan hava yoluyla tahliye edildi. Trump, “Serbest kalması için çok çalışıyoruz” demişti ve bu doğru: Bir ABD büyükelçiliği yetkilisi, geçen yıl Fakhuri’nin ilk duruşmasının yapıldığı askeri mahkemeye katılmakta ısrar etmişti.

Hiyam hapishanesi hem erkek hem de kadın Şii Müslüman mahkumlara uygulanan işkence ve kötü muameleyle kötü bir şöhrete sahip. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü hapishanedeki işkencelere dair birçok ayrıntılı işkence raporu yayımlamıştı, aynı zamanda The Independent da işkencenin görgü tanığı açıklamalarını yayımlamıştı. Fakhuri’nin serbest bırakılması hükümetlerinin Washington’ın ekonomik yaptırım tehdidi altında karar verdiğine inanan Lübnanlı partilerin öfke patlamasına neden olmuştu.

İran’nın finanse ettiği ve silahlandırdığı Hizbullah milislerinin Trump yönetiminden bir temsilciyle Fakhuri’nin serbest bırakılmasına ilgili müzakerelere katıldığına dair iddialar bile vardı. Hizbullah Lideri Seyyid Hasan Nasrallah, nadir görülen bir öfke patlaması içinde böyle bir komplo teorisini reddetti.

Tabii ki, neredeyse hiç kimse Lübnan’ın en ünlü mahkumunun ayrıldığını gözleriyle görmemişti. Çünkü bir Amerikan helikopteri onu Akdeniz üzerinden özgürlüğe uçururken Beyrut sakinleri Kovid-19’a yakalanmaktan kaçınmak için evlerinde saklanıyordu.

independentturkish – Robert Fisk

Independent Türkçe için çeviren: Noyan Öztürk

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top